Emrullah Turanlı’nın Ticaret Odaları Manifestosu

Emrullah Turanlı’nın Ticaret Odaları Manifestosu

8 Şubat 2013 Cuma Yazdır

Taş Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Turanlı, statüleri gereği sivil toplum örgütleri olan ticaret odalarının topladıkları...

Taş Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Turanlı, statüleri gereği sivil toplum örgütleri olan ticaret odalarının topladıkları aidatlarla ticaret yapıp, üyelerinin rakibi olduklarını belirterek, “Sivil toplum örgütleri ticari işletme olamaz, ticari işletme gibi davranamaz ve ticaretle iştigal edemezler. Eğer ticaret alanında faaliyet göstermek isterlerse, statüleri ticari şirket olmalıdır” dedi.

Emrullah Turanlı, bu noktadan hareketle, birer sivil toplum örgütü olan ticaret odalarının sahip oldukları ve işlettikleri tüm işletmelerin satılması ve bu satıştan elde edilecek gelirin oda üyelerinin tanıtılması, geliştirilmesi yolunda kullanılmasının en doğru yol olacağını bildirdi.

Emrullah Turanlı, İstanbul Ticaret Odası ile ilgili olarak bir süredir kamuoyuna yansıyan ifadelerinin doğru olmakla beraber kendisinin anlattığı şekilde yazılmadığı için kamuoyu tarafından da tam olarak anlaşılmadığı düşüncesiyle yazılı bir açıklama yaptı.

İTO’ya Üye 250 Bin Şirket Var

Açıklamada, ticaret odalarının statüleri gereği sivil toplum örgütleri olduğunu, gelirlerinin üyelerinin ödedikleri aidatlardan oluştuğunu, toplanan aidatlara göre planlar yapıp geleceklerini yönlendirdiklerini belirten Emrullah Turanlı, “Örneğin; Grubumuz şirketlerinin üyesi olduğu sivil toplum örgütlü İstanbul Ticaret Odası’dır (İTO). Üyesi olduğumuz bu Odaya 20 ayrı şirket üzerinden aidat ödemekteyiz. İTO’ya bağlı toplam üye sayısı 250 bin şirket civarındadır. Bu üyeler her sektörde ve dalda – sanayi, turizm, mühendislik, ticareti, işletmecilik – faaliyet gösteren kuruluşlardan oluşmaktadır” dedi.

İTO’nun amacının üyesi bulunan 250 bin kuruluşun Türk siyaseti ve bürokrasisi ile olan sorunlarının ve isteklerinin ilgili makamlarca çözümlenmesini, kuruluşlarının verimliliklerinin artırılmasını ve kendi faaliyet dalları ile ilgili olarak dünya pazarlarına entegre olmalarını sağlamak olması gerektiğini vurgulayan Emrullah Turanlı, üyelerden toplanan aidatların bu amaçları gerçekleştirmek için harcanması ve kuruluşların verimliliklerinin mutlaka iyileştirilmesi gerektiğini bildirdi.

Odaların Asli Görevi

Türkiye’nin ihracatta ilk hedef olarak 500 milyar dolar hacme ulaşmayı amaçladığını kaydeden Emrullah Turanlı, şunları söyledi:

“Bu bağlamda, Türk iş adamının, sanayicisinin, esnafının ve tüccarının dünyanın beş kıtasında çeşitli ülkelerde faaliyet gösteren mevkidaşları ile tanışması, onlarla kaynaşması ve sektörde deneyim ve becerilerini artırmaya yönelik ufkunun açılması gerekmektedir. Bu ilişkiler diğer taraftan ülkenin ve ülke insanın tanıtımına da katkı sağlayacak, iş hacmi artacak ve nihai sonuç olarak istendiği üzere ülkede genel olarak refah düzeyi yükselecektir ve ihracat hedefi de aşarak bir trilyon dolar seviyelerine ulaşabilecektir. Uluslararası düzeyde bu ilişkileri geliştirmek ve devam ettirmek Odaların asli görevi olmalı, ellerindeki kaynakları bu yolda kullanmalıdırlar.

Ticaret Yapmak İsterlerse Statüleri Ticari Şirket Olmalıdır

Ancak, maalesef, uygulamaya bakıldığında, Odalar üyelerinden topladıkları tutarla ticaret yapmaktalar, yani bu şekilde üyelerinin rakibi oluyorlar. Örnek olarak, Odalar otel, restoran, üniversite vb işletmeler açmak ve çalıştırmak suretiyle değişik alanlarda faaliyet gösteriyorlar. Sivil toplum örgütleri ticari işletme olamaz, ticari işletme gibi davranamaz ve ticaretle iştigal edemezler. Eğer bu ticaret alanında faaliyet göstermek isterlerse, statüleri ticari şirket olmalıdır.

Bu noktadan hareketle, birer sivil toplum örgütü olan Ticaret Odalarının sahip oldukları ve işlettikleri tüm işletmelerin satılması ve bu satıştan elde edilecek gelirin Oda üyelerinin tanıtılması, geliştirilmesi yolunda kullanılması en doğru yol olacaktır düşüncesindeyim.”

İTO seçiminin tek sandıkta yapılmasına eleştiri

Emrullah Turanlı ayrıca, 250 bin üyeye sahip olan İTO’nun, İstanbul gibi bir metropolde seçimini tek bir sandıktan yapmasını da eleştirerek, “8 saatlik seçim sürecinde oy kullanılması çok güç bir işlem oluyor. Seçime katılımın yüzde 15 gibi düşük bir oranda gerçekleşmesi bu sorunun kanıtını oluşturuyor. Tam, verimli ve doğru sonuç alınabilmesi için İstanbul’un 4 veya 5 bölgeye ayrılması ve İTO seçim sandıklarının bu bölgelerde kurulması elzem gözükmektedir” görüşünü savundu.