Arsa ve arazi sahiplerinin Türkiye'de çok sık karşılaştıkları sorunlardan biri olan; taşınmaza, idareler tarafından kamulaştırma işlemi yapılmaksızın (bedeli ödenmeksizin) el koyulması meselesine değinen Gayrimenkul Hukukçusu Av. Emre Alcan şunları söyledi
Arsa ve arazi sahiplerinin Türkiye'de çok sık karşılaştıkları sorunlardan biri olan; taşınmaza, idareler tarafından kamulaştırma işlemi yapılmaksızın (bedeli ödenmeksizin) el koyulması meselesine değinen Gayrimenkul Hukukçusu Av. Emre Alcan şunları söyledi; Yargıtay, kamulaştırmasız el atmanın varlığı için dava şartı olarak, fiilen el atma (inşaat, yapı, tesis yapılması) fiilen işgal etme şartını ararken, son davalarımızda Yargıtay'ın kararlarında, büyük bir adaletsizliğe son vererek artık hukuki el atmayı da kamulaştırmasız el koymanın varlığı için yeterli olarak kabul ettiğini görüyoruz.
Kamulaştırma idarelerin özel mülkiyet konusu bir taşınmaza el koyması olup, uygulamada;
a) Kamulaştırma
b) Kamulaştırmasız el atma
c) İmar uygulamaları neticesinde kısıtlanan mülkiyet hakkının bedele dönüşmesi olarak görülmektedir.
Ancak, Yargıtay taşınmazın imar planında yol, yeşil alan, park alanı olarak gösterilmesi nedeniyle üzerinde malikin yapı yapmasının yasaklanmasının, kamulaştırmasız el atma niteliğinde bulunmadığını belirtmekteydi ve kamulaştırmasız el atmanın varlığından söz edebilmek için, idarenin öncelikle taşınmaza fiilen el atması, fiilen işgal etmesi (tesis, bina, inşaat yapması) şartını aramaktaydı.
Gayrimenkul Hukukçusu Av. Emre Alcan özel mülkiyet konusu taşınmaza ister fiilen, ister hukuken el atılmış olsun, neticede taşınmazın kullanımına engel olunduktan sonra, sonuçları itibari ile mağduriyet açısından bir fark bulunmadığını, kaldı ki; son aldıkları tüm Yargıtay Kararlarının da bu yönde olduğunu açıkladı.
Ülkemizde imar planları neticesinde; taşınmazı, yeşil alan, yol, okul, rekreasyon, park, sağlık alanı gibi umumi hizmetlere ayrılan malikler, taşınmazlarından uzun yıllar faydalanamamakta, taşınmazları üzerine yapı yapmaları yasaklanmakta ve mağdur edilmekteydiler.
İdarenin imar planını yaptıktan sonra uygulama yapmaması, umumi hizmetlere ayırdığı ve kullanım hakkını engellediği özel mülkiyet konusu taşınmazı kamulaştırmaması veya uzun yıllar malikin mağduriyetini gidermemesi, malikin mülkiyet hakkının özüne dokunmaktadır.
Maliki açıkça zarara uğratan idarenin bu uygulamasını, hukuki el atma - mülkiyet hakkının gasbı - mülkiyet hakkına tecavüz - mülkiyet hakkının özünü zedelemek olarak niteleyebiliriz.
Hukuki el atma yoluyla taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkı kısıtlanan malikin, mağduriyeti oluşturan idareden Taşınmaz Mal Bedelinin tazminini dava yoluyla talep etmesi artık mümkün olup, malik taşınmaz mal bedeli davası ile zaten kullanmadığı, faydalanamadığı taşınmazının mülkiyetini idareye bırakmakta ve bunun karşılığında taşınmazın rayiç bedelini isteyebilmektedir.
Hukuki El Atmaya Örnekler:
- İmar planları neticesinde taşınmazı, yeşil alan olarak belirlenen malikin, tasarrufu kısıtlandığı gibi bu saatten sonra, bu taşınmazdan sadece çevresinde konut alanında kalmakta olan parseller faydalanabilecektir.
- Taşınmazının imar planlarında okul alanı olarak belirlenip, onlarca sene okulun yapılmaması, taşınmazın kamulaştırılmaması, malikin mağduriyetinin giderilmemesi ve kullanım hakkının da engellenmesi de hukuka aykırı bir uygulamadır.
konuthaberleri.com