Konut Sektörü yazında hız kesmedi

Yazdır

Önümüzdeki yıllarda bu anlayışın artık tamamen tarihe karışacağını düşünüyorum.

Bunun en önemli sebebi markalı konut projelerinin bütün bir yıl boyunca müşterilerine ulaşmak istemeleri ve bunun için çalışmalarını ona göre yılın tamamına yaymaları. İkinci bir sebebi ise yazlık olarak üretilen markalı konutların çoğalması. Bu tipte çok yüksek standartlarda bazı projeleri geçmişte dergimizde gördünüz. Bu sayımızda da gerçekten çok dikkat çekici yaz projelerine ilerleyen sayfalarımızda göz atabilirsiniz. Şöyle denize nazır püfür püfür bir villayı kim istemez? Hele ki büyük şehirlerin daha bunaltıcı hissettirdiği bu aylarda!

Dergimizi takip edenler bilecektir, ben bu köşede klasik dergi editör yazıların aksine, derginin içeriğini sunmak yerine okuyucularımıza ev alırken dikkat etmeleri gereken noktaları sıralıyorum. Bu sayıda ise "Kimler ev alıyor?" sorusunu yanıtlayıp Türkiye'deki ev alıcısının profilini kabaca çizmek istiyorum. Geçenlerde yayınlanan bir araştırmadan notlar aktararak anlatacak olursam:
•    İstanbul, tüm ülkede geliştirilen konut projelerinin yaklaşık \%80'ine ev sahipliği yapıyor.
•    İstanbul'da alım yapan kitlenin yüzde 60'ı erkek, yüzde 40'ı kadın.
•    Evli -bekar dağılımı ise yüzde 80'e yüzde 20. Yani evliler ev alıyor genelde.
•    Konut satın alımlarında yatırım amacı yüzde 25, oturma amacı yüzde 75.
•    Markalı konut projelerine yatırım yapan ve birincil hedef kitle olarak anılan segmentte orta-üst düzey yönetici, serbest meslek sahipleri ve sağlık sektörü çalışanları (doktorlar, diş hekimleri, eczacılar) bulunuyor.

Demek ki insanımız daha çok oturmak amacı ile ev almayı seçiyor.

Oturum için alanlar insan odaklı projeler seçmeli
Bir ev satın alırken mülkünüzün gelecekte prim yapması tabii ki önemlidir. Ancak, özellikle de yukardaki yüzde 75 çoğunluk gibi oturmak için alıyorsanız, o mülkün size sunacağı yaşam kalitesi her şeyden daha öncelikli olmalıdır. Para kolay kazanılmıyor. Tüm alınterinizi, birikimlerinizi belki de o eve harcayacaksınız. Veya uzun vadede kredi ödeyeceksiniz. Konforsuz, sizi düşünmeyen, ulaşımı zor veya kalitesiz bir yerde yaşamak ve çocuklarınızı büyütmek ister misiniz?
Bu yüzden bir evin prim potansiyeli kadar size sunduğu olanaklara ve proje geliştirilirken ne kadar insan odaklı olduğuna da bakmalı. Ulaşım olanakları nelerdir? Eğer çocuklarınızı orada büyütmeyi düşünüyorsanız eğitim kurumlarına yakınlığı ne derecededir?  Bunlar ilerde hayatınızı etkileyecek önemli faktörler olacaktır. Ayrıca projenin sunduğu sosyal olanakların kalitesi de sizin orada geçirdiğiniz zamanın kalitesini doğrudan etkiler. Dört duvar arasına kapanmak yerine ailenizle mutlu anlarınıza mekan olabilecek bir proje seçmeye özen göstermelisiniz.

Yatırım için alan azınlıktansanız eğer..
Benim için önemli olan yatırım değeridir, beni gerisi ilgilendirmez diyenler. Gelelim size... Gayrimenkulde her zaman kent merkezinde küçük metrekareli yerleri tercih edin. Bu bölgelerin kira getirisi her daim fazla olur. Merkez, özellikle İstanbul gibi mega kentlerde hep kazandırır. Bir yatırımın kira getirisi ile kendini amorti etme süresine "kira çarpanı" denir. 100 bin TL değerindeki bir ev eğer 500 TL kira getiriyorsa o evin kira çarpanı 20'dir. İstanbul'da u anda kira çarpanı 18 yıl. Bunun altındaki yerler iyi diye değerlendirebilir. Bir de iyi araştırıp prim yapma potansiyeli olan bölgelerde ucuza kapatırsanız değmeyin keyfinize... Hem kiradan hem değer artışından kazanırsınız. Bir küçük bilgi: Yatırım amaçlı yada oturmak için aldığınız konutu 5 yıl içinde satarsanız değer artış kazancı ödersiniz. Atlamayın...

Can Eçakıca