İmar Planı Mağduruna Hukuk Darbesi

8 Ocak 2014 Çarşamba Yazdır

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Kararıyla ümitlenen imar planları sonucu mağdur edilmiş binlerce arsa sahibi, 6487 sayılı Yasa’nın adli yargıyı görevsiz hale getirmesiyle yine mağduriyetin eşiğine geldi.

Gayrimenkul Hukuku Avukatı Emre Alcan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararına göre, taşınmazın aynına ilişkin davaların adli yargıda görülmesi gerektiğini ve 6487 sayılı Yasa’nın 6. Maddesinin ancak 09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihleri arasındaki uyuşmazlıklara uygulanabileceğini belirterek, önemli açıklamalarda bulundu.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) mülkiyet hakkını düzenleyen 1 nolu protokolünün 1. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle Türkiye’yi defalarca sözleşmenin 41. maddesine göre tazminat ödemeye mahkum etmesine rağmen mülkiyet hakkı ihlalleri devam ediyor.  Malikin, arsası üzerindeki tasarruf hakkını kullanılamaz hale getiren, mülkiyet hakkının özüne dokunan imar uygulamalarının, mülkiyet hakkını keyfi olarak ihlal ettiği kuşkusuzdur.

Kamusal alana (yeşil alan, yol, okul alanı vs.) tahsis edilmek suretiyle tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabileceği ve bu madde hükmünün henüz kararı kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanacağı 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik ile düzenlenmişse de; düzenlemede sözü edilen geçici yasa hükmü, sadece 09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihleri arasındaki kamulaştırmasız el atmaları kapsamaktadır. Daha sonraki kamulaştırmasız el atmalara uygulanamaz.

Yeni düzenlemeye göre, taşınmaz maliki, 3194 sayılı İmar Kanununa göre, idarenin yaptığı eylem ve işleme karşı işlemin iptali için idari yargıda dava açabilecektir. Ancak, 6487 sayılı Yasa ile Kamulaştırma Kanununa eklenen geçici 6. Maddenin 10. Fıkrasına göre; taşınmaz bedelinin tahsili davalarının idari yargıda görüleceği şeklinde açıkça bir hüküm içermemektedir.

Ayrıca, Anayasa Mahkemesi’nin 25.09.2013 gün ve 2013/93 esas, 2013/101 sayılı ilamı, Anayasa’nın 153. Maddesi kapsamında bir iptal kararı olmayıp kurumları bağlayıcı nitelikte değildir.

Yeni düzenlemeler neticesinde geldiğimiz nokta; mülkiyet hakkı ihlallerinin devamı sonucunu doğurmaktadır.

Türk Medeni Kanununun 683. Maddesi, malikin taşınmaz üzerindeki egemenliğini korumuş ve hukuka aykırı olarak yapılan müdahalenin önlenmesini isteme hakkını vermiştir.

Malikin taşınmaz üzerindeki egemenliğinin kısıtlanması açısından, idarenin taşınmaza bizzat fiilen el atması ile imar planları sonucu malikin tasarrufunun kısıtlanması arasında mağduriyet açısından bir fark bulunmamaktadır.

16.05.1956 tarihli İçtihadı Birleştirme ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.12.2010 tarihli kararlarına göre, ve ayrıca en önemlisi adaletin tecellisi açısından, taşınmazın aynına ilişkin davaların adli yargıda görülmesi gerekmektedir.

 

Emre Alcan


Etiketler