'Yeşil Kentler' Yaşayanlarına Ne Kazandırır?

1 Ağustos 2016 Pazartesi Yazdır

Türkiye, başından geçen üzücü ve vahim 15 Temmuz gecesinin olumsuz etkilerinin ekonomi üzerinde hasar bırakmadan atlatılabilmesi için adeta seferberlik ilan etti.

Özellikle inşaat sektöründe ekonomiyi de canlandıracak kampanyalar ve destekler gündeme gelirken, inşaat şirketleri yatırımların ve projelerin devam ettiğini dünyaya göstermek istercesine harekete geçtiler. Bu hareketin kentsel dönüşüm projelerine de yansımasını bekliyoruz.

Önümüzdeki günlerde büyük dönüşüm projelerinin temel atma törenlerine, yeni projelerin duyurularına hep birlikte şahit olacağız. Önceki yazımızda dönüşümün niye gerekli olduğunu ve çevre dostu özelliklerle yapılması halinde ülke ekonomisinin ve yatırımcısının neler kazanabileceğini anlatmış ve bu harekete Yeşil Dönüşüm adını vermiştik.

Aynı konu üzerinden devam edelim.

Türkiye'de depreme dayanıklı yapılaşmanın yanında daha sağlıklı ve konforlu yaşam alanlarına sahip, enerji verimliliğini ön planda tutan, ekoloji ve habitatı koruyan, çevreye yaptığı olumsuz etkilerin en aza indiği mahalle ve kentsel alanların tasarlanıp yapılması büyük önem taşımaktadır. Zira yeni oluşacak bu kentlerde insanlar belki yüzlerce yıl yaşayacaktır.

Kent Yaşamındaki Sorunlara Çözümler

Yeşil Bina ve Yeşil Kentlerin oluşturulmasında kullanılan kriterler, günümüz şehirlerine özgü problemlerin birçoğuna cevap verecek şekilde geliştirilmektedir. Bunlardan bazıları incelendiğinde:

1.Ulaşım Sorunları: Günümüzde Modern kentlerin en önemli sorunları sıralamasında ulaşım her zaman ilk sıralarda yer almaktadır. Yaşanan ulaşım sorunun öncelikle planlama sorunu olduğu bugün herkes tarafından kabul edilmektedir.

Özellikle Makro ölçekte yapılacak kentsel planlamada, yeni yapılacak kentsel alanların toplu taşımaya olan yakınlığı, kompakt tasarım kriterleri kapsamında bina kullanıcılarının araba kullanma ihtiyacı duymadan birçok sosyal imkana yürüyerek erişebilmeleri, ve düşük emisyonlu ve/veya alternatif ulaşım araçlarının (bisiklet, elektrikli araçlar v.b.) yaygınlaştırılması için bunlara ait altyapıların tamamlanması gibi konular ön plana çıkmaktadır.

Hem bina ölçeğinde hem de kentsel alan ölçeğinde bu stratejilerin uygulanması ile bireysel fosil yakıtlı araç kullanımının sınırlandırılması ve bu sayede trafik sorununa bir çözüm getirilirken, ulaştırma kaynaklı karbon emisyonlarının azalması öngörülmektedir.

2.Yeşil alanların azalması, betonlaşma ve altyapı sorunları: Kentleşme sonucu ortaya çıkan binalar ve bunlara bağlı altyapılar, iyi planlanmadığı takdirde betonlaşma oranını arttırmakta, yeşil alanları ise azaltmaktadır. Bu durumda hem insan yaşamında önemli bir yeri olan doğayla etkileşim giderek azalmakta, bitki ve hayvan türlerinin azalmasıyla biyoçeşitlilik kaybolmakta ve yeşil alanların pozitif etkileri olan yağmur sularının emilimi ve aşırı ısınmanın engellenmesi gibi konularda sorunlar artmaktadır. Özellikle yeşil alanların azalması ve beton yüzeylerin artması ciddi şebeke sorunları oluşturmakta, şiddetli yağmur durumlarında yapılaşmanın yoğun olduğu şehir bölgelerinde seller, su baskınları can ve mal kayıpları olmaktadır.

3.Su kaynaklarının etkin kullanımı : Günümüzde tatlı su kaynaklarının giderek azalması, artan nüfusla birlikte gelecekte suya ulaşımın öneminin giderek artacağını göstermektedir. Türkiye yıllık kişi başına düşen 1430 m3 su miktarı ile su kaynakları açısından fakir ülkeler arasında yer almaktadır. Giderek artan nüfus bu kaynakların verimli ve etkin kullanımını gerektirmektedir. Yeşil binalar, verimli su armatürleri, gri su, yağmur suyu gibi alternatif su kaynaklarının geri kazanımı gibi yöntemler ile suyun daha efektif kullanılmasını sağlamaktadır. Bu sayede standart binalara oranlar % 10 ila %45 arasında su verimliliği sağlanmaktadır. Ayrıca suyun tekrar geri kazanımı sayesinde de şebekeye olan yükler en aza indirilmektedir..

4. Enerji Sorunları : Enerji güvenliği ve yüksek enerji maliyetleri günümüz modern kent yaşamında gerek ekonomik anlamda, gerekse de çevresel anlamda birçok problemiberaberinde getirmektedir. Yeşil binalarda enerji verimliliğine yönelik birçok konu incelenmektedir. Bu kapsamda verimli bina iklimlendirme sistemleri, aydınlatma sistemleri, ısı izolasyonu, enerji otomasyonu gibi konular ön plana çıkmaktadır. Ayrıca yenilenebilir enerji kaynaklarının teşvik edilmesiyle zararlı emisyonların önlenmesi planlanmaktadır. Bu da ekonomik açıdan enerji maliyetlerinin azalmasını sağlamakta, ayrıca hava kirliliğinin ve küresel ısınmanın azaltılması yönünde önemli bir adım oluşturmaktadır. Bu konular kentsel dönüşüm sürecinde ilgili şartname ve yönetmeliklere konularak zorunlu hale getirilmelidir. Ayrıca Bina Enerji Kimlik Belgesi kullanımındaki sorunlar çözülerek hızla farkındalık arttırılmalıdır. Enerji verimliliği sadece özel sektörün gönüllülük esasına bırakılmayacak kadar önemli, kamu tarafından regülasyonlara tabi tutulması ve düzenli kontrol edilmesi gereken bir konudur.

5.Yaşam Kalitesi: Günümüzde Kentlerde yaşayan İnsanların hayatının ortalamada yaklaşık % 90'ı binalar da geçmektedir. Binaların tasarımında konfor ve sağlığa yönelik öğelerin düşünülmesi ve binaların bu kriterlere göre inşa edilmesi ile oluşacak sağlıklı ve konforlu ortamlar, beraberinde yaşam kalitesinin ve üretkenliğin artmasını sağlayacaktır. Yeşil binalar ve kentlerin tasarımında, insan sağlığına ve konforuna yönelik birçok konu standart olarak vardır. Bu sayede bu binalarda yaşayan ve çalışan insanların, günışığından daha çok faydalanması, taze havayı daha çok alması, zararlı kimyasallara daha az maruz kalması, daha aydınlık ve az gürültülü alanların ortaya çıkması gibi iç yaşam kalitesini arttırıcı konular hedeflenmektedir. Ayrıca kentlerde kişi başına düşen yeşil alan miktarları o kentlerin yaşam kalitesini ciddi oranda etkilediği belirtilmektedir. Bahsi geçen oran Istanbul'da kişi başın 6 m2 civarındayken, Viyana da 125 m2 Stockholm de 87 m2 Londra da 25 m2 dir. Dünya Sağlık örgütü kişi başına yeşil alan oranının Min. 9 m2 olması gerektiğini belirtmektedir.

Kentsel dönüşüm süreciyle birlikte makro ölçekte bir değişime girecek olan büyük kentlerde, yeşil bina ve yerleşim alanı değerlendirme sistemlerinin gerekliliklerinin uygulanmasıyla oluşturulacak sürdürülebilir yaşam alanları, insan yaşam kalitesine yönelik toplam faydayı görmek adına önemli birer adım olacaktır.

Emre Ilıcalı- Altensis Kurucu Ortağı


Etiketler