CEPLERE PARA, GAYRİMENKUL GELİŞTİRİCİYE MÜŞTERİ

23 Mayıs 2017 Salı Yazdır

Türk Dil Kurumu'nun Güncel Tükçe Sözlük'üne göre 'müşteri', hizmet, mal vb. alan ve karşılığında ücret ödeyen kimse olarak tanımlanmaktadır. Yani, cebinde parası olan kişi satın alabilir, müşteri adını kazanabilir. Türk gayrimenkul geliştirme sektörünün, geliştirdiği gayrimenkulleri satmak veya kiralamak için 'müşteri' bulabilmesi, potansiyel müşterinin cebinde parasının veya en azından cebine para gireceğine dair umudunun olmasına bağlıdır.

Her geçen yıl ki 2016 darbe teşebbüsü yılı olmasına rağmen, konut satışları adetsel bazda, 2012 yılındaki küçük düşüş göz ardı edilirse, son sekiz yıldır düzenli şekilde artıyor. Nüfusun, evlenmelerin, boşanmaların, çekirdek aile büyüklüğünün düşmesi, konut satışlarının artmasını, tetikliyor. Son yıllarda, özellikle sivil toplum örgütlerinin ve piyasa yapıcıların (TOKİ, Emlak Konut GYO) inisiyatifiyle çeşitli satış kampanyaları da geliştirildi. Ancak görülmesi gereken şöyle bir gerçek de ortada duruyor: Esas konut sahipliği ihtiyacı olan orta ve dar gelirli kesimi 'müşteri' haline getirmeden konut geliştirme pazarının büyümesi oldukça zor.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) yayınladığı 'eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert gelirine göre sıralı yüzde 20'lik gruplar itibarıyla yıllık eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert gelirinin dağılımı' verilerine göre nüfusun %40'lık bir bölümü gelirin %68'lik bölümünü alırken, kalan %60'lık kısım, gelirin %32'sini paylaşıyor.

Yukarıdaki TÜİK verisi göz önüne alındığında sanırım %60'lık kesimdeki insanları konut sahibi yapmak, bu insanlarımıza 'müşteri' kimliği kazandırmak oldukça zor gibi görünüyor. Özellikle, sosyal devlet anlayışı içinde Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'nca gerçekleştirilen ve hemen hemen inşaat maliyetine, kimi zaman arsa maliyeti dahi eklenmeden satışların yapıldığı toplu konut/işyeri projeleri olmasa, söz konusu %60'lık kesimin 'kira' mahkumu olacağını söylemek bile mümkün.

Orta ve dar gelirli kesime sadece devletin konut veya ticari gayrimenkul üretmesiyle bir yere varılamaz; özel sektörün de bu sürece dahil edilmesi gerekir. Devletimizin bu noktada atacağı öncelikli adım, özel sektörün gerek konut gerekse de ticari gayrimenkul geliştirme işinde, söz konusu %60'lık kesimi de hedef müşteri olarak kabul edebilmesini sağlayacak, bu insanlarımızın gelirinin artırılmasına yönelik politikaları oluşturmak, gelir adaletini sağlamaktır. Gelirin ancak %32'sini paylaşan nüfusun da, milli gelirden daha çok pay alması sonrasında genlerimize işlemiş olan 'dünyada mekân, ahirette iman' özdeyişi çerçevesinde, gayrimenkul sahipliğine yönleneceğini sanıyorum.

Özel sektör gayrimenkul geliştiricilerin yakındığı 'pahalı arsa' sorununun çözüldüğü, kredi faizlerinin düşürüldüğü, uzun dönemli borçlanma imkanının sürekli sağlandığı bir ortamda, fiziki konfor koşullarını minimum düzeyde taşıyan, erişilebilir konutlar, özel sektör eliyle de üretilebilir. Söz konusu şartlar sağlansa ve özel sektör gayrimenkul geliştiriciler bu tür konutlar piyasa arz etse bile cebinde parası olmayan, siyasi ve ekonomik istikrarın olmadığı, geleceğe yönelik umudun olmadığı, gelir dağılımının adil dağılmadığı bir ortamda, bu %60 kesimin 'müşteri' yapılabilmesi mümkün olmaz; bütün gayrimenkulcüler birbirinin ayağına basa basa %40'a konut satmaya, ticari gayrimenkul pazarlamaya devam eder ki bu kesim zaten alacağını aldı, hem kendisi hem çocukları için.

Gelir dağılımı adaletinin sağlandığı bir Türkiye'de gayrimenkul pazarının büyümesi, işten bile değildir. Gelirin önemli bir kısmını alan %5'lik kesimi ifade eden sermaye sahiplerinin, iş kurucuların, yatırımcıların, ücretli çalışana, dar gelirli kesime daha bonkör davranması halinde, bu kesime aktardıkları ödemelerin yine kendilerine döneceğini görmesi gerek; 'hep bana hep bana' bitmeli artık.


BENİM MEKANLARIM

İsmail Özcan

Y. Mimar

Genel Müdür Vekili, TURYAP Yapı


Etiketler