HİÇBİR DAİREMİZ, BİR İŞÇİMİZİN HAYATINDAN DEĞERLİ DEĞİL

13 Mayıs 2018 Pazar Yazdır

Gayrimenkul sektörünün ürünü olan konutlar, işyerleri, sair işlevli binalar, hepsi bir inşaat faaliyetinin sonunda elde ediliyor. Dünya üzerinde çok az ürün, inşaat işlerinde olduğu gibi bu kadar çok malzemenin kullanıldığı, bu kadar çok fazla sayıda insanın rol almasıyla ve bu kadar uzun süre sonunda vücuda geliyor. Haliyle ister istemez sürecin güvenliği de ön plana çıkıyor.

13 Mayıs 2014, Türkiyemiz için bir felaket günüydü. Maalesef o gün Soma'da bir maden ocağında çıkan yangın ve su basması sonucu 301 madencimizi şehit verdik. Allah, bir daha böyle bir acı yaşatmasın inşallah. Bu olay sonrası sanırım madencilik sektöründe, iş sağlığı ve güvenliği alanında, ciddi bir takım değişikliklere gidildi. Hiçbirşey insan yaşamından değerli değil…

Üstte bahsettiğim acı olay sonrasındaki bir Twitter paylaşımımda, inşaat sektörüne vurgu yaparak, benzer bir felaketin inşaat sektöründe de yaşanmaması için her önlemin ivedilikle alınması gerektiğini ifade etmiştim. Maalesef benimkisi bir öngörü olmuş o dönemde; Soma'daki faciadan birkaç ay sonra 6 Eylül 2014'te, İstanbul Mecidiyeköy'de bir iş kulesi inşaatında, asansörün düşmesi sonucu 10 inşaat işçisi hayatını kaybetti. Yüksekte, ağır malzemelerle, elektrikli alet ve makinalarla çalışmanın, taşıma işlerinin olduğu şantiyeler, en yüksek riski barındıran ortamların başında geliyor, ne yazıkki.

Soma'da yaşanan facianın yıldönümüne günler kala, 6 Mayıs 2018 günü İstanbul'da gerçekleştirilen İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi'nde son Başbakanımız Sn. Binali Yıldırım, "iş kazalarının az olduğu hatta hiç olmadığı iş yerlerine yönelik yeni bir teşvik sistemini hayata geçireceğiz" dedi; son derece değerli olan bu adım, inşallah, çok geçmeden atılır.

Sn. Başbakanımızın gündeme getirdiği, kurulacağını söylediği teşvik sisteminin belki SGK priminde, vergi oranlarında indirim gibi genele yönelik bir takım avantajları olacaktır. Bence söz konusu teşvik sisteminin sektörel bazda da avantajları olmalı. Örneğin, şantiye ortamında oluşacak iş sağlığı ve güvenliği istatistiklerine binaen inşaat sektöründe kurulacak bir teşvik sisteminden, hem işveren olarak o inşaat işini yaptıran gayrimenkul geliştirme firması (farklı ise) hem de o işi yapan inşaat şirketinin avantajlar sağlaması gerekir. Örnek olarak vermek gerekirse inşaat şirketi, şantiyelerinde iş kazalarını belli oranlarda tutamazsa, devletin veya özel sektörün bir inşaat işi ihalesine giremesin, teklif veremesin; bir nevi bir karnesi olsun her inşaat şirketinin ve o karne ortalamasına göre oranlı olarak belirli bir düzeyde keşif bedeli olan inşaat işlerini üstlenebilsin ya hiç üstlenemesin.

Gayrimenkul sektörü açısından bakacak olursak da, bir gayrimenkul geliştirme şirketinin geçmiş projelerinde, inşaat aşamasında elde edilen iş sağlığı ve güvenliği istatistiklerine göre bakılarak:

  • Projesi için yapı ruhsatı ya da iskân belgesi verilmesi aşamasında, belli oranda iş kazası yaşamış şirketlere, ilgili belediyenin inceleme ve belgeyi verme süresi avantajı sağlanması,
  • İş kazalarında belli bir adedi, ölçeği aşan şirketin bir sonra veya eş zamanlı geliştireceği projesinin büyüklüğünün sınırlandırılması,
  • Şirketin satışını yaptığı konutlar ve işyerlerinin satışını kolaylaştırmak adına müşterinin kullanacağı kredi faizinin belirli bir kısmının Devlet tarafından teşvik kapsamında karşılanması,
  • Uygun olan ve imar planının imkan verdiği noktalarda, projeye, ek emsal hakkı verilmesi,

gibi teşvikler ve avantajlar sağlanabilir. Herşey 'insan' için…

BENİM MEKANLARIM

İsmail Özcan

Y. Mimar

Genel Müdür Vekili, TURYAP Yapı


Etiketler