İLÇELERE DİKKAT

28 Nisan 2017 Cuma Yazdır

Kentleşmenin getirdiği en önemli avantaj, altyapı hizmetlerinin, sosyal ve kültürel etkinliklerin daha geniş kitlelere, daha ekonomik maliyetlerle sunulmasını sağlamasıdır. 'Kentleşme' denince, bizde daha çok il merkezlerine yönelen nüfus hareketi anlaşılır ama esasen kırsal kesimden en alt düzeydeki 'kent' ölçeği olan ilçelere doğru yönelim de bu kapsamda değerlendirilmelidir.

İster il merkezi düzeyinde, isterse de ilçe düzeyinde olsun, gayrimenkul sektörünün gelişiminin merkezinde 'kentleşmenin' olduğunu unutmamak gerekir ama her ne kadar avantajları olsa da, özellikle hızlı büyüyen, söz konusu hıza planlamanın yetişemediği durumlarda, şehirlerde yaşamanın, sinir, stres, yorgunluk hissi gibi insanlara olumsuz etkileri de oluyor. İş bulmanın, işten iyi bir gelir elde etmenin öncelikle gereği olan şehirde yaşamanın maliyeti, bir takım sağlık sorunları olarak insanlara geri dönüyor.

Hızlı bir büyüme trendine gire bir şehrin planlanması ve söz konusu planın uygulanması mümkün olmadığında, artan nüfus için gerek yaşam gerekse de çalışma mekanlarının elde edilmesinde daha çok mevcut eski yerleşim alanlarına yeni yoğunluklar tanımlamakla ihtiyaç giderilmeye çalışılıyor ama bu da, zaman içinde, şehirde yaşamayı, insanlar için çekilmez kılıyor; emeklilikte bir sahil kasabasına yerleşmek genelde herkesin hayali haline geliyor.

İl merkezlerine yönelen nüfus baskısını azaltmak adına, ilçelerin de büyümesi, planlı bir çerçevede gelişmesi de, topyekûn kentleşme süreci içinde ele alınmalıdır. Özellikle ulaşım projelerinin artması, yaygınlaşması çerçevesinde erişimin kolaylaşması, artık sadece il merkezlerine değil, ilçelere de ciddi bir hareketlenme getirdi. Son dönem, 2000'li yılların başından itibaren yapımı hızlandırılan duble yollar ve otoyollar, iller arası ulaşımı kolaylaştırdığı, hızlandırdığı, ulaşıma harcanan zamanı azalttığı gibi güzergah boyunda yer alan ilçelerin de fark edilmesini ve gündeme gelmesini sağladı. İl merkezinde olmakla, en çok yarım saat ötedeki bir ilçede yaşamanın ve çalışmanın, özellikle yaşam maliyetlerinin düşürülmesi özelinde daha avantajlı olabileceği ortaya çıktı.

İşte yukarıdaki durum tespiti çerçevesinde düşündüğümüzde, il merkezine yakın, ulaşım aksları üzerinde yer alan, belli bir ürün, üretim özelinde kimliğini bulan ilçelerin, Türkiye'nin yakın geleceğinde öne çıkacağını düşünüyorum. Yalnız bu ilçelerden kastımın, büyükşehir belediyeleri sınırları içindeki metropoliten ilçeler olmadığını vurgulamam gerekir; örnekleme yapacak olursam, İçel'de Tarsus, İzmir'de Menemen ve Torbalı, Manisa'da Akhisar, Kocaeli'nde Gebze, Bursa'da Karacabey, Aydın'da Söke gibi ilçeleri bu kapsamda örnek olarak söylemek uygun olur.

Türk gayrimenkul sektörünün de, özellikle 'markalı' konut geliştiricilerinin, giderek öne çıkan ilçeleri dikkate alması gerektiğini düşünüyorum. Gayrimenkul geliştiricilerin, insanların, ilin merkezinde kalabalığın, gürültünün, karmaşanın bir parçası olmaktansa, gerek ruhsal, gerekse de fiziksel konfor koşullarını daha uygun maliyetlerle elde edecekleri ilçelere yöneleceğini hesaplayıp, yakın vadeli önce arsa, sonra da inşaat yatırımlarını, il merkezi çeperinde konumlu ilçelere kaydırmayı ciddi olarak değerlendirmeleri gerektiğini düşünüyorum.


BENİM MEKANLARIM

İsmail Özcan

Y. Mimar

Genel Müdür Vekili, TURYAP Yapı


Etiketler