İLK YAZIM - BENİM MEKÂNLARIM

9 Ekim 2015 Cuma Yazdır

İnsanoğlunun yeryüzünde oluşturduğu, tasarladığı ilk mekan, Marc-Antoine Laugier'nin, 1755'te yazdığı “Mimarlık Üzerine” (Essay on Architecture) adlı eserinde ortaya koyduğu mimarlık teorisine göre “ilkel kulübe” (İng.'si primitive hut; bkz. şu linkdeki görsel: https://en.wikipedia.org/wiki/Primitive_hut) olarak gösterilir

İnsanoğlunun yeryüzünde oluşturduğu, tasarladığı ilk mekan, Marc-Antoine Laugier'nin, 1755'te yazdığı “Mimarlık Üzerine" (Essay on Architecture) adlı eserinde ortaya koyduğu mimarlık teorisine göre “ilkel kulübe" (İng.'si primitive hut; bkz. şu linkdeki görsel: https://en.wikipedia.org/wiki/Primitive_hut) olarak gösterilir; ağaç dallarından, üçgen alınlık oluşturularak (Yunan Dorik mimarisinin kökeni) yapılan, Laugier'nin iddiası ile bütün mimari formların temeli sayılan yapıdır. Tabii o zamandan bu zamana gerek teknoloji, gerek malzeme gerekse de mekânsal algı ve tercihlerde büyük farklılıklar meydana geldi.

Konuthaberleri.com'un beni onurlandırarak açtığı bu köşenin başlığı da, konusu da, ilk(el) kulübeden bu güne çalıştığımız, uyuduğumuz, yediğimiz, içtiğimiz, eğlendiğimiz, hüzünlendiğimiz, acı hissettiğimiz, tanıştığımız mekanlar olacak; bu mekânlara, gayrimenkul sektörümüz özelinde geliştirme, pazarlama, satış, değerleme, yatırım ve sektörümüzü ilgilendirebilecek diğer pek çok açıdan, dilim döndüğünce ve kalemim yettiğince bakmaya, yorumlamaya çalışacağım.

Avrupa Birliği tarafından, insana doğrudan etkiye yönelik meslekler, “hukuk", “tıp" ve “mimarlık" olarak belirlenmiştir. Bu bağlamda, günümüzün karmaşık, gelişmiş, teknolojinin her geçen gün daha çok nüfuz ettiği bugünkü yapılarına, serde mimarlık olunca, daha çok ve öncelikle mimari tasarımın esas kaygısı “mekân" özelinde bakacağım; iyi tasarlanmış bir mekân, hem kullanıcısını, hem yatırımcısını ve hem de geliştiricisini, kısaca bütün paydaşlarını mutlu ediyor. Kimi zaman tekil bir mekânı hacimsel olarak yorumlarken, kimi zaman bir bütün olarak bir projeyi, kimi zaman bir mekândaki kulisleri, kimi zaman sektörel bir fikri, mekân kavramının yanında işliyor olacağım…

Bu vesileyle, yazılarımın yayınlanmasında emeği geçecek, başta Sn. Yusuf Koç olmak üzere, Konuthaberleri.com'un bütün yönetici ve çalışanlarına teşekkür ederim…

Başlıyoruz…

Çeşitliliği, Günceli, Eğilimleri Barındıran Dev Mekânlar: Fuar Alanları Çok az mekân, değişik sektörlerden, mesleklerden, inançlardan, eğilimlerinden çok sayıda insanı bir araya getirebiliyor. Bu tür mekânlardan birisi de fuar alanlarıdır. Ben de bu kapsamda, bu ilk yazımı, çok sayıda gayrimenkul sektörü oyuncusunu biraya getiren, 8-10 Eylül 2015 günlerinde Dubai/Birleşik Arap Emirlikleri'nde düzenlenen Cityscape Global Fuarı ve 4-8 Kasım 2015 günlerinde İstanbul'da düzenlenecek CNR EMLAK Fuarı çerçevesinde, kaleme almayı istedim. Yapı malzemeleri, makinalar, enerji üretim sistemleri, tüketici elektroniği, ev tekstili ve akla gelebilecek pek çok başka sektörde, hem ülkemizde hem de yakın coğrafyamızda uluslararası düzeyde, katılımcı sayısı binlere ve ziyaretçisi sayısı yüzbinlere dayanan veya aşan fuarlar düzenleniyor. Gerek firmalar gerekse de ziyaretçiler daha çok bu büyüklüğe, kalabalığa rağbet ederler; “nerede hareket, orada bereket" yaklaşımıyla katılacakları veya ziyaret edecekleri fuarları seçerler. Çoğu zaman doğru bir yaklaşımdır bu.

Dubai'deki fuar da yukarıdaki kapsamda, sınırlarını aşmış, hem katılımcıları hem de ziyaretçileri itibariyle beklentilerin yüksek tutulduğu, son yıllardaki istikrarlı büyümesi de göz önüne alındığında beklentilerin gerçeğe dönüştüğü bir fuar olduğu görülmektedir. Fuarın %25'ini oluşturan yaklaşık 60 Türk katılımcı firmamız da benzer düşünmüşler ki, her biri iyi bir hazırlık ile -şık stantlar, bilgili-tecrübeli personel, başarılı sunum- katıldıkları fuarda yerlerini almışlar. Bence çok da iyi yapmışlar; fuar alanının -mekânın- gözlemlediğim güçlü sinerjisinin kendilerine olumlu yansıyacağını düşünüyorum ve beklentilerinin gerçekleşmesini diliyorum.

Yeni organize edilmeye başlanmış veya 2-3 yaşındaki fuarların önünde, rüştünü ispat edebilmek için ciddi zor ve uzun yol bir vardır. Bu tür yeni fuarlar, ancak, doğru bir kurgu, doğru bir yönetim ve maddi-manevi özverili bir süreç sonrasında katılımcı ve ziyaretçilerin ajandalarına girebilirler; o zaman kadar her bir katılımcının, her bir ziyaretçinin memnun edilmesi gerekir ki, bir sonraki sene de aynı katılımcı ve ziyaretçi yine gelsin ve beraberinde yenileri çekecek şekilde o fuarın reklamını kendi çevresinde yapsın.

CNR Emlak Fuarı'nı ve ülkemizde düzenlenecek diğer gayrimenkul fuarlarını da yukarıdaki kapsamda değerlendirmek gerekir. Türk gayrimenkul sektörü yurtdışındaki “marka" fuarlara katılmayı yeni yeni öğreniyor. Genel bir çerçeveye oturtmak gerekirse, gayrimenkul pazarlama için “fuar mekânlarını" yeni yeni keşfediyor. Bu bağlamda Türkiye'de düzenlenen veya düzenlenecek fuarların sabırlı davranmaları, hem katılımcılara hem de ziyaretçilere taahhütlerini tam olarak yerine getirmeleri gerekir. Fuarlar, her ne kadar daha çok katılımcılar ve şık stantlardan ibaret gibi görünse de aslında ziyaretçileriyle değerlidirler. Ziyaretçi kalitesinden ve sayısından memnun ayrılmış bir katılımcı firma, o katıldığı fuarı bir daha bırakmaz, stant alanını büyütmeye çalışır. Türkiye'de güçlenmek, büyümek isteyecek bir gayrimenkul temelli fuarın, özellikle hem Türkiye'deki alıcıların/yatırımcıların, hem de dünyadan gelip Türk gayrimenkullerine ilgi gösterebilecek uluslararası alıcı ve yatırımcıların, gerekirse bireysel olarak da, tespit edilerek, fuarı ziyaret etmelerini sağlamaları gerekir.

Bir diğer önerme de Türkiye'deki gayrimenkul fuarlarının potansiyel katılımcısı durumundaki (ve yurtdışı fuarlara katılan) gayrimenkul geliştiricilere, müteahhitlere ve bu kesimin bir araya geldiği sivil toplum örgütlerine: Projelerimizi ülkemizde geliştiriyoruz, burada inşa ediyoruz, burada/bu mekânlarda yaşıyoruz. Potansiyel uluslararası müşterilerimizi de mümkün olduğunca “evimizde" ağırlamalıyız; her şeye rağmen güzel şehirlerimizde, şık yeme-içme mekânlarımızda, güzel iklimimizde onları, kısa süreli de olsa, yaşatmalıyız. İster yatırım için, ister yaşamak için alıcı olsunlar, onlara, satın alacakları mekânın olduğu şehri, ülkeyi göstermeli, yaşatmalıyız. Bunun da yolu “vitrini" ülkemizde oluşturmaktan geçiyor bence. İstanbul bu konuda oldukça şanslı; dünya üzerinde en çok ziyaret edilen 6. rota. Bu avantajı, pazarlama çalışmalarında, gayrimenkul sektörü kullanmalı. Günümüzde birçok fuar artık organizatör ve sivil toplum örgütü işbirliğinde düzenleniyor; sivil toplum örgütü, organizatörü hem yönlendiriyor, hem de kontrol ediyor, üyelerini de fuara katılım için teşvik ediyor. Böyle bir güçbirliği de hem fuarı büyütüyor hem de ülkeye, katılımcılara, ziyaretçilere, kısaca bütün paydaşlara fayda sağlıyor.

Son söz olarak, İstanbul Ticaret Odası'nın Türk gayrimenkul sektörünün, uluslararası fuarlarda öne çıkmasını sağlamak üzere attığı adımlar için kutlamak gerek. İTO yönetim kurulu'ndan, benzer bir yaklaşımı, gittikçe daha popüler bir kavram olarak “yerli" sıfatı olan bir fuar konusunda beklemek hakkımız sanırım…

İsmail Özcan

Y.Mimar

Genel Müdür Vekili, TURYAP YAPI


Etiketler