KONUTTA TERCİH 2. ELE Mİ KAYACAK?

26 Şubat 2018 Pazartesi Yazdır

Aslında son yıllarda, artan gelir düzeyiyle birlikte elindeki ikinci el konutunu satıp, yeni - sıfır bir gayrimenkul satın almak isteyen kişilerin sayısı artıyordu. Gerek banka faizlerinin yüksekliği, gerekse de müteahhitlerin artan maliyetlerini (arsa ve malzeme girdisi) doğrudan fiyata yansıtmaları çerçevesinde, konut satın almak isteyenler, rotayı yeniden 2. el konutlara çevirecek gibi…

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) düzenli açıkladığı konut satış istatistiklerine bakıldığında, %1 küsurluk artışlarla da olsa, yeni - sıfır konut satışlarının, toplam konut satışları içerisindeki payı düzenli olarak artıyordu. Gelir seviyesinin yükseldiği son 10 yıllık dönemde, biraz eline para geçen ya da işlerinin belirli bir seviyede sürdürülebilir hale geldiğini düşünen, ister tüccar olsun isterse de maaşlı çalışan olsun, alıcı ve yatırımcılar, yeni - sıfır konut satın almak konusunda bir eğilim gösterdi ki konut satışları birçok badireye rağmen sürekli arttı.

Özellikle İst. Taksim Gezi olaylarından bu yana sürekli bir olumsuzluk pompalamasının içindeyiz. Gerek içerde, gerekse de yakın coğrafyamızdaki türlü siyasi-politik gelişmeler, başta turizm ve gıda sektörleri olmak üzere birçok sektörü etkiledi. Birçok alt sektörü etkileme gücüne ve potansiyeline sahip bu iki ana sektördeki görece yavaşlama, ister istemez Türkiye'nin hem iç hem de dış ticaretinde yavaşlamalar getirdi. Söz konusu yavaşlama da, özellikle gayrimenkul gibi büyük ölçekli yatırımlarda 'bekle-gör' politikasının doğmasına sebep oldu.

İç ticaret hacminin önemli bir ayağı olan, giderek uluslararası ticarette de söz sahibi olmaya başlayan Türk gayrimenkul ve inşaat piyasası da bu olumsuzluk pompalamasından ve yavaşlamadan nasibini ister istemez aldı, alıyor. Çoğu zaman muhtemel uzun vadeli olarak borçlanarak adım atacakları, hayatlarında belki bir kez yapacakları, konut satın alma işlemi için insanlar, kendilerini güvende ve rahat hissetmek istiyorlar. Bundan daha anlaşılır bir şey olamaz.

Her ne kadar son zamanlarda artış hızı yavaşlasa da inşaat malzemeleri ve arsa maliyeti kaynaklı olarak fiyatların yükselmesi, buna ek olarak borçlanma maliyetlerinin yükselmesi ya da yeterli maddi kaynağa erişilememesi (hatta bazı bankaların inşaat sektörüne hiç kredi açmadığı duyuluyor), müteahhitleri, zarar etmemek ve inşaatlarını tamamlamak adına, ürettikleri yeni - sıfır konutları, ticari gayrimenkulleri, 'maliyetine' satmaya yönlendiriyor. Bu durumun dahi alıcı-yatırımcı nezdinde bir satın alma güdüsü yaratıp yaratmadığı, hâlâ tartışmaya açık.

Diğer yandan belli bir tamamlanma kaygısı olmayan, çoğu zaman yeni - sıfır konutlara göre %10-15 belki daha iyi bir oranda fiyat avantajı sunan, hemen teslime hazır, belki az bir yenileme/tadilat masrafıyla yeni konut gibi bir hale getirilebilen, bankalar açısından sadece satın alanın kredibilitesine bağlı bir risk taşıyan 2. el konutlar, bu zamanlarda, daha bir tercih edilebilir duruyor. Hele ki 2. el konutu satan, daha önce yatırım için o konutu satın aldıysa ve o konut belli bir prim yaptıysa, hali hazırda işlerinde bir nakit sıkışıklığı yaşıyor ve o elindeki yatırımlık konutu satıp finansal rahatlama sağlamak istiyorsa ya da eldekini satıp bir miktar üzerine ekleyip güncel cazip yeni - sıfır kampanyalarından yararlanmak istiyorsa, 2. el konut, özellikle fiyat bağlamında alıcı-yatırımcı açısından son derece cazip hale geliyor. Banka açısından da, inşaat tamamlanma derdi olmayan, zaten içinde belli bir yaşam olmuş bir konutu yeniden kredilendirmek, sadece yeni alıcının/yatırımcının kredilendirilme seviyesine bağlı bir risk barındırıyor. Bu çerçeveden bakıldığında, 2018, emlakçıların, aracıların, 2. el satış portföyüne sahip gayrimenkul danışmanlarının yılı olabilir.


BENİM MEKANLARIM

İsmail Özcan

  1. Mimar

Genel Müdür Vekili, TURYAP Yapı



Etiketler