ŞİMDİ MODA, KOMŞULUK SEMTLERİ

23 Temmuz 2018 Pazartesi Yazdır

Şehirler ne kadar büyüdüyse, insanlar sadece şehir merkezinden değil, birbirlerinden de o derece uzaklaştılar. Daha önce belki niteliksiz ve eski, belki daha küçük konutlarda yaşayan aileler, sunulan 'site' temalı, her türlü sosyal imkânın yer aldığı 'yeni hayat' vadeden projelerden konut satın almaya davet edildi. Ucuz arsaların konumlandığı şehir çeperlerindeki arsalar üzerinde geliştirilen bu projelerle, birçok kişi için ulaşılabilir konutların yer aldığı yeni semtler oluştu. Ciddi bir nüfusun şehir merkezinden, şehrin çeperlerine kaydığına şahit olduk.

Odağımıza İstanbul'u alacak olursak, şimdilerde, aslında son belki de 5 yıldır, trafiğin de bir eziyete dönüşmesi çerçevesinde, şehrin çeperlerinden yeniden şehrin merkezindeki konutlara taşınma eğilimi arttı diyebiliriz. Aslında bu süreci sadece trafiğin tetiklediğini söylemek haksızlık olur ki geçmişte hiç olmadığı kadar metro hatları şehrin geneline yayıldı; son 15 yılda yeni yollar, yeni geçitler (köprü ve tüneller), İstanbul'da inşa edildi.

Çekirdek ailenin küçülmesi, bekârlık süresinin uzaması, yalnız yaşamayı tercih edenlerin artması, şehrin merkezi noktalarındaki üniversitelere devam eden gençlerin, aynı şehirdeyken bile uzaktan gelip gitmektense okula yakın daire kiralamayı tercih etmesi gibi sair sebeplerle ister okul olsun, ister iş olsun, yaşamın odağındaki kurum eğer şehrin merkezindeyse, şehir merkezinde yaşamak tercih edilir oldu.

İstanbul'un farklı noktalarında, gerek tarihi dokusu, gerek o bölgede yaşayanların profili, gerek ulaşım akslarına yakınlığı nedeniyle, gerekse de sosyal-kültürel-eğlence hayatına kolay erişimiyle, özellikle eski semtler, yeniden revaçta. Kadıköy'de Moda, Şişli'de Teşvikiye, Bakırköy'de Yeşilyurt, Beşiktaş'ta Yıldız ve Abbasağa Parkı civarı, Beyoğlu'nda Cihangir ve Galata, Fatih'te Balat, artık genç ve orta yaşlıların yeni gözdesi. Bu semtlerde yaşamakta olan, şehrin çeperlerine, 'yeni hayata' gitmeyi hiçbir zaman tercih etmemiş bu semtlerin ikinci bahar yaşayan sakinleri, ne kadar doğru bir iş yaptıklarını şimdi herkese anlatıyorlardır. Çünkü söz konusu semtlerde satış/kira değer artışlarının nereden nereye geldiğini en iyi onlar bilirler.

Kentsel dönüşümün en çok ihtiyaç duyulduğu söz konusu semtlerde proje geliştirme, yapı yenileme üzerine uzmanlaşacak müteahhitler, yeni alıcı kitlesine doğru ve nitelikli hizmet verecek emlakçılar, bu semtlerin dokusunun, kimliğinin bozulmasına izin vermeyecek muhtarlar 'komşuluk' müessesinin en iyi yaşanabileceği bu semtlerde iş yaparken daha bir farklı tavırla hareket etmeli, bütünsel düşünerek, fırsatçı yaklaşmamalı.

Büyük sitelerde her türlü sosyal imkân varken ama karşı komşuyu tanımıyorken, neredeyse her yere yürüyerek gidilebilen, mahalle esnafıyla lakırdı yapılabilen, apartmandaki yaşlıların belki bayramlarda ziyaret edildiği bu tür semtlerin giderek artan bir cazibesi olacak bence. Yürüme ve toplu ulaşımın tercih edilerek araç sahibi olmaktan vazgeçildiği, evde birşeyler pişirmektense etraftaki lokantalarda, restoranlarda yeme-içme ihtiyacının giderildiği, kahve sohbetlerinin evde değil de yakındaki kafelerde yapıldığı bu semtlerde proje geliştirecek müteahhitler, inşa edecekleri binalarda komşuluk kültürünü ortaya çıkaracak mimari tasarımlar talep etmeli mimarlarından. Entelektüel düzeyin oldukça yükseldiği bu semtlerdeki emlakçı meslektaşlarımız da kendilerini, mesleki gelişimin yanında genel kültür olarak da geliştirmeliler ki semtin yeni sakinleriyle bir iki çift laf edebilsinler, ilişki kurabilsinler…

BENİM MEKANLARIM

İsmail Özcan

Y. Mimar

Genel Müdür Vekili, TURYAP Yapı



Etiketler