TEKSTİLCİLER GAYRİMENKULCÜ OLMUŞTU, GAYRİMENKULCÜLER NE OLACAK?

5 Şubat 2018 Pazartesi Yazdır

Özellikle 2000'li yılların ortalarına doğru, Türk gayrimenkul sektörünün yıldızı parlamaya başlamış, bir biri ardına 'markalı' projelerin, özellikle İstanbul'da, inşaatına başlanmaıştı. Özellikle, 90'lı yılların sonundaki koalisyonlardan sonra gelen tek parti iktidarının getirdiği istikrar ortamı, orta vadede ekonominin öngörülebilir olmasını getirmiş, bu da inşaat yatırımlarının önünü açmıştı.

Bu makalenin başında yapmış olduğum kısa hatırlatma, Türk gayrimenkul sektörünün yakın geçmişini hatırlamak adına önemliydi. Çünkü bugün aklınıza gelen bir çok gayrimenkul geliştirme firması, 2000'li yılların ortalarında ilk projesini yaparak sektöre adım atmıştı. Özellikle gayrimenkulde 'markalaşmanın' moda olduğu dönemde, artan gelir seviyesinin de getirdiği katkıyla yükselen konut talebini gören, daha önce hasbelkader satın alınmış ya da üzerinde eski-kullanılmayan bir fabrika bulunan arsası olan, geçmişinde gayrimenkul-inşaat işi yapmamış firma ve gruplar, bir inşaat şirketi kurarak ve sektörde deneyimi olan profesyonelleri esas faaliyeti gayrimenkul geliştirme & inşaat yapma olan firmalardan transfer edip iş başına getirerek, akılda kalır bir marka belirleyerek hızlıca konut & ticari proje geliştirip, 'gayrimenkul sektöründe biz de varız' diyerek, o zaman gerçekten 'kârlı' olan gayrimenkul sektörüne girdiler.

2001 krizi sonrası süreçte, ekonomik kötüleşmenin en çok vurduğu sektörlerden birisi olan tekstil sektörünün büyük oyuncuları, 'yumurtaları farklı sepete koymak' olarak özetlenecek bir tavırla, bir üst paragrafta özetlediğim sürece en hızlı dahil olan firmalar oldular. Bugün özellikle İstanbul'un merkezi noktalarında, iş muhitlerinde yükselmiş olan birçok binanın sahipleri ya da geliştiricileri, işte bu esas faaliyeti tekstil olan firmaların kardeş firmaları ya da grup firmalarıdır; bunlardan akla hızlıca geliverenler Asta Gayrimenkul (Astoria), Zorlu Grubu (Zorlu Center), Özak GYO (Büyükyalı), Astay Gayrimenkul İnşaat (OnaltıDokuz), vb.

Bütün üstteki bilgileri yıllar içindeki bir dönüşümü, değişimi özetlemek adına yazdım aslında. Bunu yapmama neden olan da, TÜİK'in bu makalenin yazıldığı günden birkaç gün önce açıkladığı Türkiye'nin nüfusu ve sair bir takım istatistiki bilgilerdi. Güncel olarak açıklanan söz konusu istatistiki bilgilerden birisi de 'kentleşme oranı' yani il ve ilçelerde yaşayan kişilerin, kırsalda yaşayanlara göre oranı idi ve bu oran %92,5'a ulaşmıştı.

Konut ihtiyacını artıran en önemli girdileri sıralarken, nüfus artışı, kentleşmesinin artması, evlenme ve boşanmaların artması, çekirdek aile birey sayısının azalması gibi sebepler hep söylenegelmişti. %92,5'luk oran, konut talebi artışını tetikleyen bu sebeplerden 'kentleşmesinin artması' girdisinin artık gündemden düştüğünü gösteriyor bence. Evet belki hali hazırda hâlâ ilçelerden illere, illerden büyükşehirlere doğru bir hareket olacaktır ama tersi olarak gerek trafik gere hayat pahalılığı gerekse de sair sebeplerle büyükşehirlerden illere ve illerden ilçelere doğru ters bir göç hareketinin de yaşanması muhtemel ve bu ikisi kendi içinde bir dengede kalabilir.

Konut artışını tetikleyen diğer girdilerden nüfus artışının da, TÜİK'in Temel Senaryo'suna göre 2050'de duracağı ve nüfusun azalmaya başlayacağı da göz önüne alınırsa, gayrimenkul geliştirme sebeplerinden en önemli birisi daha elenmiş olacak. Bu bağlamda makalenin başlığındaki sorunun cevabını, bugünün gayrimenkul geliştiricileri, bugünden aramaya başlamalılar ki zaman hızlı geçiyor.


BENİM MEKANLARIM

İsmail Özcan

  1. Mimar

Genel Müdür Vekili, TURYAP Yapı



Etiketler