Anneanne Tarzı Evlerden Hoşlanıyorum

Anneanne Tarzı Evlerden Hoşlanıyorum

4 yıl önce sokakta bulduğu kedisi Şiva ile birlikte yaşayan başarılı oyuncunun cana yakın ve dostane tavrını söylemeden geçemeyeceğim. Bir apartmanın birinci katında, boğaz manzaralı bir evde  4 yıl önce sokakta bulduğu kedisi Şiva ile birlikte yaşayan başarılı oyuncunun cana yakın ve dostane tavrını söylemeden geçemeyeceğim. Bir apartmanın birinci katında, boğaz manzaralı bir evde  yaşayan Ayça İnci'nin evi de kendi gibi sıcak ve samimi. Kendi tabiriyle anneanne tarzı evlerden hoşlandığını söyleyen Ayça İnci'nin evi,  girdiğiniz anda insanda yaşanmışlık hissi uyandırıyor. Mutfakta turşular, reçeller, dantel örtüler…

Resme ilginiz vardı ama daha sonra oyunculuk okumaya karar verdiniz. Bu kararınızda ne etkili oldu?
Oyunculuğa başlamam biraz arkadaşlarımın tavsiyesiyle oldu. Utangaç bir yapım vardı ve bunu aşmam için arkadaşlarım oyunculuk kursuna gitmemi önerdi. En azından utangaçlığını yenersin, diksiyonunu geliştirirsin ve hangi meslek dalında olursan ol bu senin için faydalı olur dediler. Yani benim oyunculuğa başlamam kursla oldu. Sonra oyunculuğu çok sevince resim okulunu dondurup Müjdat Gezen'e geçtim. Daha sonra da bırakamadım zaten.

Bu kararınızda oyuncu bir dedenin (Bilal İnci) torunu olmanızın etkisi var mı?
Aslında hiç yok. Ben oyuncu olmayı hiç düşünmüyordum. Hatta çocukken dedemi fazla göremediğimden oyunculuktan nefret bile ediyordum. Çünkü sürekli setlerdeydi. Çocuk yaştan beri hangi mesleği yapacağıma karar veremediğim için belki de resim okudum. En fazla yeteneğim olan resimdi; daha doğrusu ben böyle zannediyordum. Avukat olmak istiyordum, iç mimar, dekoratör, savcı… Sonrasında oyuncu olursam bunların hepsi olabileceğimi keşfettim. Bu içsel yolculuk benim kendimi keşfetmeme yardımcı oldu. İyi bir oyuncunun önce kendini keşfetmesi gerekiyor ve sonrasında da iyi bir gözlemci olması gerekiyor.

Bugün geriye dönüp baktığınızda oyuncu olmakla en doğru kararı verdim diyebiliyor musunuz?
Kesinlikle evet. Ben bugün yine resim yapabiliyorum, evimi dekore edebiliyorum, arkadaşlarımın evlerini dekore edebiliyorum, bir projede avukatı ya da savcıyı canlandırabiliyorum. Yani herkes, her şey olabiliyorsunuz ve üstüne de alkış ve para alıyorsunuz.

Canlandırmayı hayal ettiğiniz bir karakter var mı?
Aslında hayatta o kadar çok bilinmeyen kahramanlar var ki onların hikayesini anlatmak bana daha cazip geliyor. Çoğu insan onları bilmiyor. Tarihteki kahramanları okuyoruz, biliyoruz ama dünyanın birçok yerinde birçok insan çok ilginç olaylar yaşıyor. Ben de bu bilinmeyen kahramanları canlandırmayı çok daha fazla tercih ederim. Dönemsel işler de hoşuma gidiyor. Tiyatroda birçoğunu oynadık aslında. İyi bir biyografiyi oynamak da isteyebilirim.

Tiyatro mu, sinema mı yoksa dizi oyunculuğu mu?
Hepsi diyelim ama en başta tiyatro. Çünkü tiyatronun hazırlık süreci çok güzel. Dekorundan, kostümüne, provalarına kadar rüya gibi her şey. Sinema zaten bambaşka bir olay. O dev ekranda kendini izlemek müthiş bir duygu. Diziler ise sinema ve tiyatroya gidemeyen insanlara ulaşmamızı sağlıyor. Bir taraftan da dizilerin insanları tembelleştirdiğini düşünüyorum, o nedenle dizi diyemiyorum. Eskiden insanlar bir film ya da tiyatro oyununun gelmesini beklerdi şimdi ise üstlerinde pijamaları, ellerinde çekirdekleriyle bizleri evlerine kabul ediyorlar. Bu nedenle dizilere biraz daha kırgınım. Ama oyuncunun hayatını idame ettirmesi için de dizi avantajlı. Çünkü sinema ve tiyatrodan daha fazla kazanıyoruz.

Önümüzdeki günlerde sizi hangi projede göreceğiz?
En son Örümcek Ağı sinema filminde yer aldım. 1-2 tane daha sinema projesi var. Görüşmeler hala devam ediyor. Deneme çekimlerimiz oluyor. Haber beklediğim yerler var. Şu an net bir şey söyleyemiyorum, değerlendirme aşamasındayım.

Oturduğunuz ev kendinize mi ait?
Evet kendime ait.

Ne tarz evlerden hoşlanıyorsunuz?
Klasik, modern…
Ben biraz deniz kenarında ve sahilde yaşamayı seviyorum. Yazlık ev tarzında. O nedenle yaşamak için Kuzguncuk'u tercih ettim. Eve denizi görerek giriyorsunuz. Denizi görmek beni çok rahatlatıyor.

Evinizde daha çok hangi renkleri tercih ediyorsunuz?
Evde mümkün olduğu kadar açık renkler ve toprak tonlarını tercih ediyorum. Doğanın tonları hoşuma gidiyor. Mesela kapıları yeşil yaptım, duvarları kum rengine boyadım. Evin her yerinde kahve, krem ve yeşil tonlar var. Daha sıcak, daha pastel… Biraz da ben anneanne evi gibi evleri seviyorum. Dantel örtüler, mutfakta turşular, reçeller… Yaşanmış evleri seviyorum. Ofis gibi çok minimalist bir ev hoşuma gitmiyor.

Günümüzde çok lüks rezidans daireler yapılıyor. Bu evlerde yaşama fikrine sıcak bakar mısınız?
Bu tarz projelerde her şey bir arada. Kuaför, kreş, alışveriş merkezi… Bunlar elbette hayatı kolaylaştıran unsurlar ve bu tarz bir hayat yaşamak isteyenler için ideal olabilir. Ben Perihan Abla, İkinci Bahar dizilerindeki gibi mahallelerde yaşamayı seviyorum. Komşularımla sohbet edebiliyorum, manavımdan, kasabımdan ve bakkalımdan alışveriş yaparken sohbet edebiliyorum. Aşağıda, sahilde kafeler var, bunların hepsi arkadaşım. Arada röportajlarımı oralarda yapıyorum. Pazara çıkıyorum… Ben halktan izole yaşamayı sevmeyen biriyim. Çünkü gözlem yapmam lazım, halkı izlemem gerekiyor. Bu hayat benim hoşuma gidiyor. Aşağıda çiçekçiden çiçeklerimi alıp evime gelmek, arkadaşlarımı ağırlamak, evde yemek yapmak…

Yani derler ya "ben evcil biriyim". Siz kendinizi böyle görüyor musunuz?
Evet, evcil olduğum söylenebilir. Evde vakit geçirmeyi seviyorum.

Evde bir gününüzü nasıl geçirirsiniz?
Film seyrediyorum, kitap okuyorum, sahilde yürüyüş yapıyorum. Yine yemek yapmayı çok severim. Arkadaşlarımla bir araya gelir, sohbetler ederiz. Burası (Kuzguncuk) bana daha sakin ve huzurlu geldiği için burada yaşamayı tercih ettim.

Sık sık eşya değiştirir misiniz?
Hayır, ben 6 yıldır bu evde yaşıyorum. Evimi zaten imkanlarım dahilinde yavaş yavaş döşedim. Her şey birden olmuyor. Hala bu evde bitmemiş tadilatlar var, yapmak istediğim şeyler var. Çok sık eşya değiştirmiyorum. Sadece koltuklar 2 yıldır aynı, bu günlerde acaba rengini değiştirsem mi diye düşünüyorum. Krem rengi koltuklarım. Kül grisi hoşuma gitmeye başladı. Üzerine renkli yastıklar atıyorlar, turkuaz mavisi, çağla yeşili ya da mercan kırmızısı gibi… Öyle bir şey düşünüyorum ama cesaret de edemiyorum. 2 yıl sonra değiştireyim diyorum. Çünkü kedim var, ne kadar da korusam tırnaklarını koltuklara geçiriyor. O nedenle 1-2 yıl daha bekleyip, sonra koltuklarımın kumaşlarını değiştirmeyi planlıyorum.

Evde birçok biblo var…
Kedi ve melek biblolarını biriktirme hevesim var. Daha çok vardı ama Şiva (Ayça hanımın kedisi) kırdı.

Neden melek ve kedi?
Melekler hoşuma gidiyor. Hatta perileri de seviyorum. Yastıklarımın üzerinde yusufçuklar var, çok hoşuma gidiyor. Onlar hep uğur sembolleri gibi. Osmanlı dönemine ait objeleri de çok seviyorum.

Sakin mi yoksa hareketli bir ev mi hoşunuza gider?
Çok eşyalı, kalabalık evleri değil de daha sakin evleri seviyorum. Çok aşırı obje bulundurmamaya çalışıyorum. Hatta mümkün olduğu kadar bir şeyleri yok etmeye, evi daha sakinleştirmeye çalışıyorum.

Bir ev satın alırken ya da kiralarken bakacağınız ilk şey ne olur?
Manzaraya dikkat ederim. Manzarayı çok seviyorum ben. Boğazda ev arayarak geldim buraya. Yine mutfak ve banyodaki konfor benim için çok önemlidir. Yemek yapmayı sevdiğim için mutfağımın konforlu olmasını isterim.

 

 

Özel Haber

Konut Haberleri