Görüntü Değil Fikriyat Önemli

Görüntü Değil Fikriyat Önemli

Modern Türk mimarisi denilince akla ilk gelen isimlerden biri Emre Arolat. Dünya ölçeğinde birçok başarılı projede onun imzası var. Aslında o mimar olmamış, doğmuş adeta. Çocukluğu kendi gibi mimar olan anne ve babasının ofisinde geçmiş. Daha o yaşlarda başlamış mimarlığa ilgisi. Başka bir mesleği aklımın ucundan bile geçirmedim diyor başarılı mimar. Belki de onu bu kadar başarılı kılan mesleğine olan bu büyük sevgisi ve bağlılığı. Başarılı mimar, çocukluğunun büyük bir bölümünün geçtiği büroda başlayan ve günümüze kadar başarıyla devam eden mesleki serüvenini Exclusive Homes dergisine anlattı.

 ea_06

Anne ve babanızın da mimar olması bu mesleği seçmenizde etkili oldu mu?

Annem ve babamın hayli faal bir ofisleri vardı. İlkokulda derslerimi o ofiste yapar, çalışan mimarlarla aynı masalarda oturur, zaman zaman onlara takılır ve elimden geldiğince yardım ederdim. Kuşkusuz ki hem annemin hem de babamın mimar olmasının meslek seçerken belirgin bir etkisi oldu. Son noktaya kadar olabildiğince tarafsız kalmış olsalar dahi, sadece varlıkları ve mesleği yapma biçimleri bile beni çok etkilemiştir. Mimarlığın ciddiye alınabilir bir uğraş olduğu konusundaki sezgilerim, benim de çocukluğumun büyük bir bölümünü geçirdiğim büroda başlayan, zaman zaman evdeki lambrilerin üzerine iliştirilen eskis kağıtlarıyla süren hummalı çalışmaları izleyebilir yaşa geldiğim andan itibaren kuvvetlenerek sürdü.

Başka bir mesleği aklıma bile getirmedim

Diyebilirim ki başka bir mesleği aklıma dahi getirmedim belli bir yaştan sonra. Son noktada ise özellikle annemin mimar olmamam yönünde bazı telkinlerde bulunduğunu hatırlıyorum. Daha fazla gelir getiren ve hayatı kolaylaştıracak bir mesleğin bana daha uygun olacağını düşündüğünü kavramış, biraz da endişeyle başlamıştım Güzel Sanatlar Akademisi (şimdiki M.S.G.S.Ü.) Mimarlık Fakültesi'ne.

Emre Arolat Mimarlık nasıl doğdu?

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi'nden mezun olduktan sonra bir yıl kadar A.B.D. Washington D.C.'de. Metcalf & Associates mimarlık ofisinde çalıştım. 1987 yılında Türkiye'ye dönüp annem ve babam, Şaziment ve Neşet Arolat tarafından yürütülmekte olan Arolat Mimarlık bünyesinde işe başladım. Daha sonra bu ofisin tasarımcı ortağı oldum. Arolat Mimarlık'ta annem ve babamla toplam 17 yıl süren bu birlikteliğin sonrasında, 2004 yılında Gonca Paşolar ile EAA-Emre Arolat Architects'i kurduk ve farklı bir yapı oluşturduk.  Birkaç yıl sonra annem ve babam da bu yapıya dahil oldu ve yeniden, bu kere EAA'nın şemsiyesi altında birlikte üretme şansını bulduk. Ardından uzun süredir birlikte çalışmakta olduğumuz Sezer Bahtiyar da EAA'nın ortaklarından biri oldu.

Örnek aldığınız yerli ya da yabancı mimarlar oldu mu?

Kapitalist üretim ve tüketim mekanizmalarının yönlendirdiği, sermaye egemen toplulukların hegemonyası altındaki modern dünyanın güncel mimarlığın beslenme kanalları açısından işe yarar olmadığını iddia etmek yanlış olmayacaktır. Guy Debord'un daha 70'li yıllarda "Gösteri Toplumu" kitabında tanımladığı bu irade, mimarlardan pek de derin anlamlar içermeyen ama pırıltılı ve fiyakalı yapılar talep ediyor. Herhangi bir bağlamsallık içermeyen, bulunduğu yerle ilişki kurma yöneliminde olmaktansa, farklı, ekstravagan ve gösterişli olmayı tercih eden bu mimarlık modern dünyada neredeyse tek çıkar yol gibi. Böyle bir devirde bu tür yönelimlere pabuç bırakmayan, doğayla, taşla, toprakla, suyla olduğu kadar sosyolojik ve politik bağlamlarla boğuşan, yaptıkları ile dünyanın güncel yönelimlerine taş koyan mimarları takdir ediyorum. Yaptıkları birbirine pek benzemese de, Peter Zumthor ve Paulo Mendes de Rocha bu anlamda ilgiyle takip ettiğim mimarlar.

 ea_05

Her mimarın kendine has tarzı, stili vardır. Emre Arolat'ın nasıl bir tarzı var?

EAA'da üslupçu bir yaklaşım yerine "durum" odaklı bir tasarım pratiğini sürdürmeyi ve bunu kendi iç potansiyelleri üzerinden geliştirmeyi deniyoruz. Her projenin, her özel durumun kendi sorunlarını tanımlamak, özel verilerini ayrıştırmak ve olabildiğince çok katmanlı bir tarifle özgülleşen durumun cevaplarını aramak üzerine kurulu bir pratik bu. Alışıldık mimari üslupları, bildik akımların motivasyonlarını ve tasarım alışkanlıklarını zaman zaman devreye sokuyoruz. Ama yine de bunlara kayda değer bir yatırım yapmıyor, her projenin kendi sorunlarını tariflemeye çalışıyoruz. Kuşkusuz bu bağlamda ortaya çıkan ürünleri birbirlerine yaklaştıran bazı özellikler var. Ancak biz bunların görüntüselliklerinden ziyade fikriyatıyla, zihinsel nitelikleriyle ilgileniyoruz.

Mimari giderek teknik enstrümanlarla icra edilen bir iş haline geldi. Bu mimarlığı sanat olmaktan çıkarır mı?

Mimarlık her dönemde belirli teknik enstrümanlar yardımı ile yapılan bir iş. Benim anlamlı bulduğum mesleki etkinlik tarifinde bu enstrümanların asal üretim potansiyellerini doğrudan etkilemediğini söyleyebilirim. Kanımca ilk dönemden beri hiç değişmeyen tek olgu bu mesleğin zihinsel kanalı. Düşünce mimarlığın ana enstrümanı.

Mimari yapıların döneminin kültürel ve toplumsal yapısından izler taşıdığını düşüncesinden yola çıkarsak sizce bugünün yapıları neyi ifade ediyor?

Modern dünyanın pek çok konuda bugün belki de tarihte hiç olmadığı kadar homojen bir dokusunun olduğu kolaylıkla iddia edilebilir. İçinde bulunduğumuz coğrafyada yaşayan kentli toplumlar da günden güne bu dokunun söz konusu homojen yapıyı bozmayacak doğal bir parçasına dönüşmekte. Yerel özelliklerin neredeyse tamamen görünmez hale geldiği, yer duygusunun hızla silikleştiği, tasarlanarak üretilen her türlü nesnenin birbirine benzediği bir dünya, kendisine bu anlamda direnen her türlü mekanizmayı hızla eritiyor. Bu bağlamda bugün Düsseldorf'da veya Lyon'da mimarlık ortamında süre giden yönelimlerin benzerlerinin İstanbul'dan çok farklı olacağını söylemek veya Teşvikiye'de ofisi olan bir mimarın beslenme kanallarının Saint-Germain'dekinden çok farklı olduğunu savlamak kolay değil.

Türk mimarisinin dünyadaki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dünya o kadar küçüldü ki... Bu anlamda Türkiye ve dünyanın diğer ülkeleri arasında mimari açıdan öyle pek de büyütülecek bir fark olduğunu düşünmüyorum doğrusu. Diğer mesleklerdeki nitelik ortalamasının farkı kadardır ancak. Özel bir durumu yok yani bu mesleğin. Hem Türkiye'de hem de dünya mimarlığında hayli derin bir tıkanıklık olduğu iddia edilebilir. Bu dünyadan memnun olma halinin ve bireysel tatmin mekanizmalarının oluşturduğu iklim, mimari üretimi kapatıcı bir yönde koşulluyor. Ortam gittikçe kavruklaşıyor.

Mimarlık okuyan ve bu alanda ilerlemek isteyenlere ne tür önerilerde bulunabilirsiniz?

Mimarlığa yeni başlayacak olan genç meslektaşlarıma dünyayı tek başlarına değiştirebileceklerine inanmalarını tavsiye edebilirim. Ortamdaki derin karamsarlığın tembelleştirici tuzaklarına düşmesinler. Çok okusunlar. Dünyayı, uzak ve yakın geçmişte olanları ve bugün yaşananları öğrensinler. Takipçi ve eleştirel olsunlar. Merak etmekten, gezip görmekten yılmasınlar. Gezerken bile okusunlar. Okurken düşünsünler. Okumazken de düşünsünler. Sorgulayarak ve gündelik yönelimlere karşı çıkarak, ama her durumda anlamaya ve kavramaya çalışarak üretsinler. İnandıklarının peşinde bıkmadan usanmadan koşsunlar. Eğer haklılarsa bir gün mutlaka olacaktır...

Düşünce mimarlığın ana enstrümanıdır

Mimarlığın her dönemde belirli teknik enstrümanlar yardımı ile yapılan bir iş olduğunu fakat bu enstrümanların asal üretim potansiyellerini direk etkilemediğini belirten başarılı mimar Emre Arolat, mimarlığın ana enstrümanının düşünce olduğunu söylüyor.

Yapılar özgünlüğünü yitirdi

Günümüz yapılarının tarihte hiç olmadığı kadar homojen bir dokuya sahip olduklarının altını çizen Arolat, yerel özelliklerin tamamen görünmez hale geldiği, yer duygusunun hızla silikleştiği, tasarlanarak üretilen her nesnenin birbirine benzediği bir dönemden geçtiğimizi vurguluyor.

Dünyayı tek başınıza değiştirebilirsiniz

Başarılı mimar, mesleğe yeni başlayacak olan gençlere, dünyayı tek başlarına değiştirebileceklerine inanmalarını ve sorgulayarak, gündelik yönelimlere karşı çıkarak, ama her durumda anlamaya ve kavramaya çalışarak üretmeleri tavsiyesinde bulunuyor.

Emre Arolat imzalı projelerden bazıları

  • Zorlu Center

  • Vicem Bodrum Yalıları

  • ASY Mix

  • Maçka Oteli

  • Folkart Bayraklı Konut ve Ticaret Merkezi

  • Varyap Merkez Alışveriş ve Kültür Merkezi

  • Yalova Raif Dinçkök Kültür Merkezi

  • Bergama Kültür Merkezi

 

 

 

Özel Haber

Konut Haberleri