Mimar Zaha Hadid'in projelerini Türkiye'de uygulayamayız.

Mimar Zaha Hadid'in projelerini Türkiye'de uygulayamayız.

Ahmet Erkurtoğlu kimdir? AE Mimarlık olarak gerçekleştirdiğiniz çalışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz?

Zamanında Kadıköy'ün en önemli mimarlık ofislerinden birinde 8 sene boyunca çalıştım ve daha sonra 1991 yılında AE Mimarlık'ı kurdum. O günden bugüne üzerinden tam 26 yıl geçti ve ben hâlâ projeler üretmeye devam ediyorum. Bu mesleğe adım atarken amacım paradan çok insan kazanmaktı ve sanırım bu amacıma ulaştım. 26 yıldır insana yatırım yapıyorum ve birçok dost kazandığıma inanıyorum. Milyonlarca metrekareye imzamızı attık. Projelerimizi ağırlıklı olarak İstanbul Anadolu Yakası'nda gerçekleştirmemizin yanı sıra yurt dışında da önemli projelere imzamızı attık. Yüzde 60-70 oranında konut ve iş yeri olmak üzere alışveriş merkezi, hastane, sağlık merkezi, yurt, otel, turistik tesis, fabrika, cami gibi birçok proje gerçekleştirdik. İnanın projelerimiz saymakla bitmez. Çeyrek asrı deviren bir mimarlık şirketi olduk ve kurulduğumuz günden beri proje üreten mimarlık şirketleri arasında önemli bir yerde duruyoruz. Günümüzde mantar gibi çoğalan mimarlık şirketlerine rağmen inşaat firmalarının en çok güven duyduğu mimarlık ofislerinden biri olmanın gururunu yaşıyoruz.

Teslim ettiğiniz ve şu an devam eden yurt içi/yurt dışı projeleriniz nelerdir?

,

Kurulduğumuz günden beri; Evim Kadıköy, Seyr-i Adalar, DoubleTree by Hilton Moda, Ofisim İstanbul, Panorama Park Moda, Kale Bodur İş Merkezi, Çamlıca Doğa Koleji, Doğuş Üniversitesi, Nautilus AVM renovasyonu, Bostancı City, Vitrin Kozyatağı, Bumerang Kartal gibi birçok projede imzamız bulunuyor. Yurt dışında da Irak Erbil'de 2000 konuttan oluşan bir yerleşke, Bişkek'te AVM, Süleymaniye'de 600 konut ve AVM, Tacikistan Duşanbe'de AVM ve kültür merkezi, Ukrayna Kiev'de iş merkezi, Bukovel'de dağ evleri, Kazakistan, Kırgızistan, Mısır, Arnavutluk ve Saraybosna'da eğitim ve çeşitli tesisler yaptığımız projeler arasındadır. Son 4 yıldır yoğun olarak özellikle Kadıköy'de bina yenileme projelerinde çalışmaktayız. Çok yoğun olduğumuzdan dolayı bazı projeleri geri çevirmek zorunda kalıyoruz. 2016 yılında 100'ün üzerinde projeyi hayata geçirerek oldukça verimli bir dönem yaşadık. Özellikle Anadolu yakasındaki müteahhitlik firmalarının yarısıyla çalışıyoruz.Ayrıca Zeytinburnu'nda bir rezidans projesi, İMES'te cami, Gaziantep'te konut, AVM ve ofislerden oluşan bir konsept proje, memleketim olan Kastamonu'da kültür merkezi, yer altı otoparkı, çarşı projeleri, çevre düzenleme ve park projeleri üzerinde çalışma yapmaya devam etmekteyiz. Şu anda Sanko İnşaat, Birgen İnşaat, Aydoğan İnşaat, Merttaş İnşaat, Asce&Kıral, Taşyapı, Oran İnşaat, Kosifler Yapı, Çakoğlu İnşaat, Ferko, Odak, İnanlar-Uranüs Group, MSK Hisar İnşaat, Ulusoy İnşaat, Alker İnşaat, Demirland, Oflaz Grup, Başarır İnşaat, Yüksel Yapı, Ak Yapı, Yurtbay Seramik, Genç Yapı gibi inşaat firmalarına etüt ve projelendirme hizmeti veriyoruz.

Projelerinizde seçici misiniz?

Evet, seçiciyim. Örneğin; kentsel dönüşüm projelerinde Ümraniye'de yer almıyoruz. Ancak büyük projeler olursa ve ada bazında dönüşüme imkan verilirse ilgileniyoruz. Şu anda ismini açıklayamayacağım, bizi oldukça heyecanlandıran bir proje üzerinde çalışıyoruz. Bunun dışında Dudullu'daki İMES (İstanbul Madeni Eşya Sanatkarları Sanayi Sitesi) OSB'de yönetim merkez projesinin dışında yine İMES Dilovası'nda modern bir cami projesi üzerine çalışmalarımıza devam ediyoruz. Rusya'da bir konsept proje var. O da çok yakında sonuçlanacak. Kısacası farklı projeleri aynı anda yürütmekten yanayız.

Kentsel dönüşüm kapsamında gerçekleştirmiş olduğunuz çalışmaları anlatır mısınız? Durağan bir sürece giren kentsel dönüşüm hızlanır mı?

Bildiğiniz üzere şu anda kentsel dönüşüm projeleri ağırlıklı olarak Kadıköy'de gerçekleşiyor. Ancak biz kentsel dönüşüm yapmıyoruz. Yaptığımız tek şey kutu kutu daireler yapmak. Bizim yaptığımız işin tam ifadesi binasal yenileme. Eskiyi yık, yeniyi yap! Kentsel dönüşüme kötü yönde katkımız var. İyi yönde bir katkımız, yönetmeliklerden dolayı ne yazık ki yok. Yol aynı, alt yapı aynı, yeşil alan bile aynı. Fiziksel bir değişiklik, kente yük bindiren bir değişim oluyor.

Yap-sat durumuna baktığımızda çok yok gibi yüzde %5-10 gibi…

Aynen öyle. Kredinin yüzde 20'ye çıkması belki sektörü biraz canlandırır. Sat-yap zihniyetindeki müteahhitlerin devreye girmesi şu anda piyasayı krize zor duruma sokmuş durumda. Yani yap-satçılarda sorun yok. Sat-yapçılarda sorun var. Satamadıkları için devredenler, batanlar var. İsim yapmış firmalar bile sıkıntıya düşmüş vaziyetteler. Çok arz var. Bunun dışında referandum süreci insanları konut alımında biraz yavaşlattı. Referandum sonrasında piyasanın canlanmasını bekliyoruz.

Sizce doğru kentsel dönüşüm nasıl olmalı?

Kentsel dönüşümde ada bazlı uygulamayı ilk ortaya koyan benim. 2010 yılından beri bunun üstünde çalışıyorum. Maalesef beceremedik. Bazı belediyelerde ada bazında ekstra imar veriyorlar. Kadıköy'de neden yapmıyorsunuz? Kadıköy'ün günahı ne? Doğru kentsel dönüşümde İzmir'i örnek verebilirim. İzmir'de belediye başkanlığı yarışmalar açtı ve projenin yapılacağı arazinin röntgeni çekildi. Kaç tane bina varsa bilançosu çıkarıldı ve kime ne verilecek ona göre bir plan yapıldı. Yapılacak projeler yarışmayla seçildi ve ardından uygulamaya geçildi. Üsküdar, Kadıköy'e nispeten biraz daha iyi. Dönüşüm ada bazında tapu kontrolünde yapılacak.

Burada müteahhit ile vatandaşlar arasında yaşanan anlaşmazlıkların da etkisi yok mu?

3'te 2 yasasıyla bu sorun halledildi. Parseller birleştikçe emsal artar. Örneğin; 2 daire isteyen vatandaş bakacak ki yanındakiyle birleşince 10 metrekare daha artış oldu. Arsa payları aşağıya indikçe daire fiyatları da aşağı inecek. İnsanları ada bazlı birleşmeye teşvik etmek lazım. Diğer türlü parsel bazlı yapıldığında 10 sene sonra çok daha kötü bir manzarayla karşılaşmış olacağız. Örneğin; Bağdat Caddesi altyapısı olmayan bir yer. 450 bin kişinin yaşadığı Cadde'deki tüm binalar dönüştürüldüğü zaman ne olacak? Burada 600-700 bin kişi yaşamış olacak. Altyapı aynı, yol aynı ve artan sorunlar var.

Bağdat Caddesi'nin dününü ve bugününü karşılaştıracak olursak nasıl bir tablo görüyorsunuz?

Dediğim gibi ben, kentsel dönüşümü, binasal dönüşüm olarak ifade etme gereği duyuyorum. Elbette Afet Yasası sayesinde binalar sağlamlaştırılıyor, depreme dayanıklı hale getiriliyor. Ancak İstanbul'a ve özellikle de kentsel dönüşümün en yoğun yaşandığı Bağdat Caddesi'ne baktığımız zaman iyileştirmenin yanında çok vahim bir durumun da ortaya çıktığını görüyoruz. Kentsel dönüşüm adı verilen binasal dönüşümle birlikte Anadolu Yakası'nda, özellikle de Bağdat Caddesi'nde şu an tam bir kaos yaşanıyor. Bağdat Caddesi Kızıltoprak'tan başlayarak Maltepe ilçesine kadar uzanıyor. Suadiye'den başlayarak Caddebostan'a kadar uzanan bölgede Türkiye'nin ve dHYPERLINK "https://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCnya"ünyanın prestijli markalarının en az bir adet mağazası yer alıyor. Bağdat Caddesi her zaman Türkiye'nin en önemli alışveriş ve eğlence merkezlerinden biri olmuştur. Gençlerin buluşma noktasıdır. Ancak kentsel dönüşümle birlikte Bağdat Caddesi'nin her tarafı şantiye alanına döndü. Yapılan her inşaat, trafik kaosuna sebep olan her kamyon, oluşan tüm kirli görüntüler Bağdat Caddesi'nin imajını zedeliyor, Bağdat Caddesi kimliğini kaybediyor. Kentsel dönüşümle birlikte Bağdat Caddesi'nden taşınan ev sahipleri ve kiracıların sayısında artış oldu. İnşaatlar bu şekilde plansız devam ederse trafik yoğunluğu da daha fazla artacak. İnsan ve trafik yoğunluğu hesaplandığı zaman Bağdat Caddesi'nin kentsel dönüşümünde bu yoğunluğu kaldıracak altyapı, yol, yeşil alanlar ve rekreasyon alanları yaratılmadığını görüyoruz. Cadde'de birçok dükkân satılmakta veya kiracı beklemektedir. Türkiye ve dünya devi markalar, önemli bankalar yüksek kira bedellerine dayanamayıp Cadde'yi tamamen terk ettiler veya ara sokaklara yerleştiler. Cadde ve civarındaki inşaatlara gelen-giden beton mikserler, hafriyat kamyonları ve iş makinalarından dolayı trafik ile birlikte çevre kirliliği de rahatsız edici boyuta ulaşmaya başladı. Cadde'nin eski kimliğine ve hareketliliğine dönmesi için kısa vadede oluşturulması gereken çözüm önerilerini paylaşmak isterim; Cadde ve civarında inşaat yapan firmalara ait hafriyat kamyonlarının, beton mikserlerinin ve iş makinalarının Cadde'yi kullanmaları kesinlikle yasaklanmalıdır. Belirli gün ve saatlerde, belediye ve trafik kontrolünde olmak üzere yatay değil, dikey geçişlere izin verilmelidir. Bağdat Caddesi'nin yeniden eski günlere dönebilmesi ve Cadde'den giden markaların geri dönmesi için Cadde, Bostancı Köprüsü ile Selamiçeşme Köprüsü arası pazar günleri trafiğe kapatılmalı, tamamen yayalara açılarak, çeşitli etkinlikler yapılarak Cadde eski hareketli günlerine geri döndürülmelidir. Uzun vadeli çözüm ise Cadde'de araç trafiğinin yer altına alarak tamamen yaya trafiğine açılmasıdır.

15 Temmuz'dan sonra konut sektörünün gündeminde yer alan fiyatlar düşecek, düşmeyecek tartışması var. Vatandaşların beklentisi de düşeceği yönünde. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

15 Temmuz öncesinde de bu düşüş vardı. İnşaat sektörünün bir rant alanı görünmesi nedeniyle herkes inşaatçı oldu ve birçok firma iflas etti. Türkiye'de en kolay şey müteahhit olmak. Herkes sektörü rantabl gördü. Bu kadar fazla müteahhitin olması da arzı çoğalttı. Hem arz fazlalığı hem de arsa maliyetlerinden ötürü, şimdi de müteahhitler konut üretmeyi yavaşlattılar. Satışlar ciddi oranda azaldı. Bunun yanı sıra son zamanlardaki siyasi ve ekonomik belirsizlikler sonucunda yatırımcılar nakdini elinde tutmayı tercih ediyor. 300-500 bin TL civarında olan ucuz konutlar satılıyor. 800 ile 1 milyon TL üzeri olan konutlar ise şu anda satılmıyor.

Yine Türkiye'den gayrimenkul alan yabancı yatırımcıya vatandaşlık verilme kararı çıktı. Bu karar sizce doğru mu?

Yabancıya vatandaşlık verilmesi için yatırımcının 1 milyon Dolarlık gayrimenkul satın alması gerekiyor. Burada hedef; kaliteli kitleyi çekmek olmalı. Ama 1 milyon Dolar'a kaç kişi gayrimenkul alır? Şöyle bir yol da izlenebilirdi. 100 bin Dolar'a daire alana 1 yıllık oturma izni, 200 bin Dolar'a alana 2 yıllık oturma izni, 1 milyon Dolar gayrimenkul alana da vatandaşlık hakkı verilebilirdi. Böylelikle satışlar daha da arttırılabilirdi. Ama kaliteli yatırımcı çekmek için doğru bir adım.

Satışları arttırma yönünde mevcut olan kampanyalar haricinde sizin bir çözüm öneriniz var mı?

Açıkçası mevcut olanın haricinde çok fazla yapılabilecek bir şey yok. Firmalar kâr marjını düşürebilir, fiyatları da biraz daha aşağıya çekebilirler. Birçok iyi firma finansal anlamda sıkıntıya girdi. Ekonomi düzelirse, vatandaşlar yastık altı paralarını yatırıma yönlendirirse o zaman piyasa canlanır. Piyasa düzeldiği zaman da fiyatların uçmaması lazım. Fiyatları iyi dengelemeleri gerekiyor.

AE Mimarlık olarak toplam ne kadar proje yaptınız ve yurt dışında çalışmalarınız var mı?

Toplamda 10 milyon metrekare civarında proje çizdik. Yurtdışında ise Kazakistan, Bulgaristan, Tacikistan, Kırgızistan, Saraybosna, Mısır, Arnavutluk, Ukrayna- Kiev, Rusya proje çizdiğimiz ülkelerden sadece birkaçı.

Bir projenin AE Mimarlık imzası taşıdığını nasıl anlarız? Sizi sembol eden bir özellik var mı?

Biz, yaptığımız yapıların öncelikle işlevselliğine önem veriyoruz. Net alanın, brüt alana oranına dikkat ediyoruz. Yani mümkün olduğu kadar kayıp alansız projeler üretiyoruz. Bizim projelerimiz yatırımcıları ve mal sahiplerini zarardan kurtarıyor ve yatırımcılar ortak alanların yerine kendi dairelerinde kullandıkları alanların parasını ödüyorlar. Bunun yanında yaptığımız binaların detaylarına önem veriyoruz. İddialı cephe tasarımlarına imza atıyoruz ve o yüzden fark ediliyoruz. Bu da yaptığımız işleri ön plana çıkarıyor. Artık Cadde'de farklı bir bina gören herkes, o binada AE Mimarlık'ın imzası olduğunu biliyor. Bizim görevimiz insanların yaşam tarzına göre proje geliştirmek. AE Mimarlık olarak yaptığımız projenin, o caddedeki siluete uyumlu ve en güzel yapı olmasını hedeflemekteyiz. Ben o evde yaşayacak insanların ne istediklerine bakıyorum. Örneğin; 3+1 daire yapıyorsak “gündüz” denilen kısmı, yani salonu, mutfağı ve bir tane odayı antreye baktırırız. Diğer 2 odayı ve banyoyu “gece” kısmına, yani evin arka kısımlarına baktırırız. Ne yazık ki mimar olarak her istediğimizi yapamıyoruz. Çünkü imar yönetmeliğinin verdiği kurallar var ve o kurallara uymak zorundayız.

Türkiye'de mimarlığı nerede görüyorsunuz? Diğer ülkelere nazaran geride miyiz? İleride mi?

Türkiye'de çok iyi mimarlarımız var. Türkiye'nin tek sıkıntısı, yönetmelik! Uygulamayı çok iyi bilmeyen kişiler yönetmelik yazıyor. Örneğin; diyor ki, “Çıkmayı 1 buçuk metreden fazla yapamazsın.” Niye yapamayayım? Bunu ben çelik statik veya betonarme statik anlamda çözebiliyorsam neden yapamayayım? Özellikle depremden sonra 10 kattan fazla projelerde çıkma yasaklandı. Bu Türk inşaat mühendisine hakarettir. “10 kattan fazla olan binada Türk mühendisi çıkma yaparsa depremde bina yıkılır” diyor. Oysa Avrupa'da 20 katlı binalarda çıkmaları görebiliyorsunuz. Avrupalı mimarlarla kıyasladığımız zaman daha iyi projeler çıkaramıyoruz. Mimar Zaha Hadid'in projelerini Türkiye'de uygulayamayız. Ben onun çizimlerine hayranım. Birçok ülkede proje yaptı. Burada da Kartal'da yapacaktı ama kısmet olmadı. Tabii ki Türk mimarlar güzel projeler yapıyor ama imar yönetmeliğimizden ötürü kutu evler yapıyoruz sadece.


Etiketler