Mimarimize Fransız Kalmanın Bedeli

Mimarimize Fransız Kalmanın Bedeli

Bu konuda Mimar Mehmet Osmanlıoğlu ile yapılan röportajı istifadenize sunuyoruz:

Balkon ve mimarimiz arasındaki ilişkiyi açıklar mısınız?

- Konuya ünlü bir düşünür-şairimizin bu konudaki mısralarıyla başlamak isterim:

Ünlü şairimiz Üstad Sezai Karakoç, Balkon adlı şiirinde;

……

“Çocuk düşerse ölür çünkü balkon
Ölümün cesur körfezidir evlerde
Yüzünde son gülümseme kaybolurken çocukların
Anneler, anneler, elleri balkonların demirinde …."der ve devamında balkon yapmayan “mimarın alnından öpmeye gittiğini" belirtir..

Balkon mimarimize ait olmayan ve yaklaşık bir asırdır kullanılan yapı elemanı.. Cumba bizim, balkon batının ürünü.. Birinde mahremiyet ötekinde seyir ve seyredilme esastır. Bizde içe dönük arka bahçede taşlık ve teraslarda yaşanan hayat, modern zamanlarda balkonlarda herkesin görebildiği, mahremiyetten arınmış teşhir mekânları haline gelmiştir. Günümüzde kendi millî mimarisini teşekkül ve tekamül ettiremeyen entellektüellerimiz, mimarlarımız , batıya öykünerek zamanı eritmekteler.. Kısaca mimarîmize epeyce bir zamandır Fransız kalındığı ortada!

Öncelikle Fransız balkonunu tarif ederek başlayabilir misiniz?

- Fransız balkonu adıyla yaygın olarak tarif edilen balkon tipi, imar yönetmeliğinde emsale girmeyen ve 20 cm derinliği geçmeyen “süs veya saksı balkonu" diye de ifade edebileceğimiz, tümüyle camlı kapılardan çıkılan ve metal ya da cam korkulukları olan, bir insanın ancak ayakta durabileceği büyüklükte, Fransa'da sıkça kullanıldığından bu isim verilen bina kornişleri(çıkıntıları)dir.

Bu balkonlar müteahhitlerce neden genellikle tercih ediliyor?

- İmar yönetmeliğinde bu tip balkonların yapımında derinliğinin 20 cm yi geçmeyeceği belirtilmesine rağmen, belediyelerce mahallinde yapılan denetimlerdeki esneklikten dolayı 40-50 cm derinliğe kadar yapılan ve inşaat alanından sayılmadığından müteahhitlerin alan kazanmak ve dolayısıyla rantlarını artırmak için başvurmuş olduğu en kolay yöntemlerden birisi hâline gelmiştir.

Sizce bu balkonlar yeterince kullanışlı mı?

- Bu balkon tipi oturulacak genişliği sağlamadığından bina cephesinde estetik(!) bir obje olma özelliği ve gösteri amacı dışında bir fayda sağlamamaktadır. Fonksiyonel olmaktan çok ötekine öykünme duygularını tatmin etmek için kullanılan ve müteahhitlerin alan kazanma uğruna yaptığı yapı elemanı..

Estetik katkı açısından..

- Estetik değerlendirme, bina yüzlerine yapıştırılan bu sahte balkonların nerede ve nasıl yapıldığına bağlıdır. Eğer bu balkon denize nâzır manzarayı veya tabiatı daha fazla temaşa etmek için boğazda ya da buna benzer bir yerdeki binada yapılıyor ve sedirde oturduğunda dahi manzarayı, tabiatı idrak etme maksadı taşıyor ve mahremiyeti ihlal etmiyorsa makul bir izahı yapılabilir.. Ama komşu binadan kolayca seyredilen ve konuşmaların duyulduğu balkon tipi değildir kastımız!

Bu balkonlar yeterince güvenli mi?

- Emniyet, kullanılan malzeme ve tasarım detaylarına ilişkin konularıylla alakalı bir husus.. Bu yapı elemanları maliyeti düşürme adına zayıf alüminyum profillerle ve seyrek aralıkla yapıldığında ve küpeşte-duvar bağlantısı sıhhatli bir şekilde yapılmadığında son derece güvensiz yapı elemanı haline gelirler..Özellikle çocuklar için son derece ciddi düşme riski oluştururlar.. Psikolojik olarak da inşa ediliş biçimiyle yeterince güven vermemekteler..

Teknik konuyu biraz daha açar mısınız?

- Bir binada balkon küpeşte yüksekliği 90 cm den az olmamalı, iki ana dikme arası mesafe 150 cm yi, yatay ya da düşey ara kuşak - dikme arası mesafe 12 cm yi geçmemelidir. Yatay kuşaklı bir korkuluk küçük çocukların tırmanmasını kolaylaştıracağından tercih edilmemeli veya iç yüzüne basınç ve darbeye dayanıklı, kırıldığında dağılmayan temperli lamine cam kullanılması gerekmektedir. Metal aksamın paslanmaz olması da tercih sebebidir.

Temperli ya da lamine cam balkon korkuluğu hakkında biraz daha bilgi verir misiniz..

- Kısaca iki cam plakanın şeffaf bir film tabakasıyla birleştirilmiş ve kırıldığında dağılmayacak şekilde üretilmesi lamine cam olarak adlandırılırken, temperli camlar yüksek ısı altında üretilerek ısı ve darbeye mukavemetli, kırılmaya ve ısıya karşı yaklaşık 4-5 kat daha fazla dayanıklı olduğundan ve kırıldığı zaman zar büyüklüğünde çok küçük, daha az keskin parçalara ayrılarak yaralanma riskini azalttığından dolayı güvenlik camı özelliğine sahip camlar akla gelmektedir. Temperli lamine cam bu ikisinin birleşimi olup, ısı, darbe ve dağılma dayanımları güçlendirilmiş, biraz daha fazla maliyetli, ideal balkon korkuluk camını tarif etmektedir. Tabiî ki bu camların stabilitesi için üst bitim hizasında paslanmaz ya da alüminyum küpeşte ile tamamlanmalı ve her iki yönden duvara sabitlenmelidir.

Balkonların biribirlerine yakın yapılmasının mahremiyeti zedelediği görüşüne katılıyor musunuz?

- Bu tür balkonlar binaların birbirine yakınlığı, yönetmelikte belirtilen minimum mesafelerde tutularak 4-5 m yapıldığında insanların mahremiyetleri, özelleri dahi tehdit altında demektir. Bir de bunların yatak odalarında da sıkça kullanıldığını bildiğimizden insanların mekân masuniyetlerinin kalmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.. Tabii bu tür ahlakî endişe taşımayanlara söyleyecek sözümüz yok..

Müslüman bir cemiyete uygun bir balkon tipi bunlar olamaz değil mi?

- Müslümanlar, inançlarına göre yaşamadıklarından, yaşadıklarına inanmaya başladıkları bir berzahtan geçmekteler.. Müslümanların evleri bir bütün olarak, inanç ve kültürel değerlerine uygun olmadığından, Müslümanca yaşayamamaktalar. İnançlarıyla Müslüman, mekanlarıyla seküler bir hayat tarzı.. Arafta gibiler...

Örnek verir misiniz?

- Mesele sadece Fransız balkonlar değildir. Evlerin mahremiyeti sağlayan sofalı plan şemaları terkedilmiş, alafranga tuvaletle yeterince taharet sağlayamayan, rahat abdest alabileceği lavabo tipini geliştirememiş ve sedirler yerine kaba mobilyalar neredeyse hayat alanı bırakmamış, cennet misali evlerimiz rahat yaşanamaz hale getirilmiştir.

Son olarak varsa eklemek istediğiniz hususları belirtir misiniz?

- İnsanların hava almak, su içmek gibi tabiî ihtiyacı olan barınma ihtiyacının karşılığı evlerdir. Bu derece zaruri ihtiyacın birer rant aracı olmaktan çıkarılmasını öngören yaklaşım olarak yerleşik devlet politikası geliştirilmelidir. Konut sektörü spekülasyon aracı olmayan, müteahhitlerin birincil olarak üzerinden kazanç elde ettikleri alan olmaktan çıkarılmalıdır. Müteahhitler çoğunlukla ticari, sanayi ve kamu yapılarıyla, yurt dışı büyük projelere yönlendirilmelidir.

Yani yeni bir şehircilik modeli mi gerekiyor?

- İleri teknoloji, ekip ve ekipman gerektiren gökdelenler yerine (yalnızlaşanların ölüm kutuları), galaksi tipi planlı bir şehirleşme modeliyle az katlı, mütevazi, kendi imkanlarıyla herkesin yapabileceği kolaylıklar sağlayan bir dönüşüm kaçınılmazdır. Kentsel dönüşüm bunun için bir daha kaçırılmayacak fırsatları taşımaktadır. Dikey şehir paradigması terkedilerek, yatay ve yavaş şehir modeline geçiş sağlanmalıdır. Şehirlerin aidiyet, asayiş ve ulaşım gibi temel meselelerinin halli yeni şehir modelinde saklıdır.

Mimar Mehmet OSMANLIOĞLU